Rahim Kanseri Tedavisi



Rahim kanseri genellikle yavaş ilerleyen ve teşhis edildiğinde hâlâ yayılmamış olma ihtimali yüksek olan bir türdür. Bu da, yakalanan kadınların çoğunlukla tedavi edilebildiği anlamına gelir.
Erken teşhis edildiğinde, en az 5 yıl kurtulma ihtimali % 88'dir. Çevredeki dokulara yayıldığında bile bu oran % 75'dir. Nadiren, tümörün hızla büyüyen öldürücü bir cinsolması halinde, sonuç bu kadar iyi olmayabilir.

AMELİYAT
Doktorların çoğu histerektomi (rahmin alınması), tavsiye ederler. Fallopian tüplerinin ve yumurtalıkların da alınması gerekir, çünkü kanserin bu organlara da yayılma eğilimi vardır.

RADYASYON
Kanser rahmin ötesine de yayılmışsa, ameliyattan sonra

Göğüs küçültme yada büyütme ameliyatı

Büyük göğüsleri küçültmek için yapılan ameliyat, bir ilâ üç saat ka­dar sürer. Bu küçültme işlemi operatör için de oldukça zor bir ameliyattır.

Göğ­sün yağlı dokusundan, bazen her meme den bir kiloya kadar parça çıkartılarak memenin hacmi küçültülür ve göğseyeniden biçim verilerek yukarı doğru kaldırılır. Ameliyat sırasında göğsün uç kısmına da yeni bir biçim verilebilir.

Göğse iyi bir biçim verilmişse ameliyat başarılı olmuş demektin. Ameliyat kesiğj çeşitli biçimlerde açılır; bazen ters dön­müş T biçiminde, bazen de halelerdeh koltuk altına doğru dikey olarak gelen bir biçimde kesilir.

Meme ucunun çevrisine de daire biçiminde bir kesik yapıla­rak, dikilir ve bu bölgeye de biçim veri­lir. Dört ilâ sekiz gün kadar hastanede kalmak gerekir. Sonuç genellikle başarı­lı olur; göğüsler genellikle yeni biçimle­rini korurlar. Bununla beraber, göğsün yarısından fazlası alınamayacağından, çok iri göğüsleri çok fazla küçültme ola­nağı yoktur.
Sarkık göğüsleri kaldırmak için, meme­ye tekrar biçim vermek veya göğüs deri­sini daha yukarı doğru çekerek yukarı­dan dikmek gerekir.
Çok küçük göğüsleri irileştirmek için çe­şitli yollar denenmiştir. Karından veya kaba etlerden alınan deri parçaları ekleyerek, silikon ve parafin kullanarak göğüsler büyütülmeye çalışılmıştı. Da­ha sonra, daha değişik bir ameliyat türü bulunmuş, memenin altına yarı akışkan silikon dolu kesecikler veya hiçbir özelli ği olmayan bir sıvıyla dolu baloncuklaı yerleştirilerek göğüsler irileştirilmeye başlanmıştır.

Ameliyattan sonra kalan yara izinin boyu beş santimetre kadar ol duğundan bu iz kolay kolay göze çarp­maz. Bu keseciklere karşı vücut tepki göstermez, üstelik göğüslerin görünüşü de oldukça doğaldır. Yusyuvarlak olan göğüsler, biçimlerini, çok az da olsa, za manla değiştirirler. Ameliyattan sonra vücudun tepki göstermesi halinde (yüz­de beş oranında) içeriye konan kesecik­ler kolaylıkla çıkartılabilir.

Düz göğüs çatılı, ince derili, kaburgaları gözükecek kadar zayıf kadınlara konu­lan kesecikler, elbise altında pek farkedi lemezlerse de, çıplak olduklarında veya göğse elle dokunulduğunda keseciklerin kenar kısımlarının farkına varılır. İşte bu

ALERJİ BİTKİSEL TEDAVİ YÖNTEMLERİ

ALERJİ BİTKİSEL TEDAVİ YÖNTEMLERİ

Alerji, vücudun, aslında zararlı olmayan bazı maddelerden veya hava şartlarından etkilenmesi ya da psikolojik etkenler sonucu bazı maddelere aşırı reaksiyon göstermesidir. Peki nedeni ne olursa olsun alerjilerin hazırladığımız bitki kürleri ile tamamen geçtiğini biliyor musunuz? Şifalı bitkilerden faydalanın.


ALERJİLER
Normalde vücudu koruyan bağışıklık sistemi, bazı insanlarda zararlı olmayan birtakım maddelere karşı da aşırı yanıt verir. Bu reaksiyonlara "aşırı duyarlılık" ya da "alerji" adı verilir. Alerjik reaksiyona yol açan antijene de "alerjen" denir. Alerjik reaksiyonlar tek tip değildir, birçok yolla ortaya çıkarlar, vücudun değişik bölümlerinde meydana gelebilirler ve çeşitli şiddette olabilirler.

Alerjik reaksiyonlara neden olan maddelere "alerjen" denir. Bu maddeler solunum yolu ile alınabildiği gibi, ciltten temas ya da yiyecek şeklinde ağızdan da alınabilir. Bu maddeler alerjik reaksiyon gelişebilmesi için vücuda daha önceden girmiş olmaları gerekir. Yani vücudun bağışıklık sisteminin bu maddeyle daha önce karşılaşması ve bunlara duyarlı hale gelmesi gerekir. Daha sonraki karşılaşmalarda çok hızlı bir şekilde reaksiyonlar gelişir. Reaksiyon gelişiminden de vücuttaki mast hücrelerinin alerjenler aracılığı ile parçalanması ve içinden "histamin" denilen maddenin çıkması sorumludur. Aşağıda özellikle solunum yolu ile alınan ve en sık karşılaşılan alerjenler verilmiştir.

Toz akarı.Alerji belirtileri kaşıntı, kurdeşen ya da astım, alerjik rinit (saman nezlesi) belirtileri, hapşırma, burun akıntısı, burun ve genizde kaşıntı, burun tıkanıklığı ve geniz akıntısı olarak görülebilir. Kişi, eğer bazı maddelerle

Çocuklarda Sarılık Tedavisi

Çocuklarda Sarılık Tedavisi

Yenidoğanda cilt ve gözaklarının (sklera) sarı bir renk almasıdır. Kan bilirubin düzeylerinin yükselmesi ile oluşur. Yaşlanmış ve bozulmuş kırmızı kan hücreleri tarafından üretilen sarı pigmente bilirubin denir. Biluribin normalde karaciğer tarafından barsak sistemine verilerek atılır. Ancak karaciğer bilirubini yeterli oranda barsağa veremezse kanda birikir ve sarılık oluşur.

YENİDOĞAN SARILIĞININ SEBEPLERİ

1. Fizyolojik (normal) sarılık:

Fizyolojik sarılık vaktinde doğan bebeklerin yaklaşık % 50 sinde, erken doğan bebeklerde ise daha yüksek oranlarda görülür. İlk 24 saatten sonra, genellikle doğumdan sonraki 2.veya 3. günde ortaya çıkar. Karaciğerin henüz olgunlaşmaması ve yeterince bilirubin atamamasına bağlı olarak sarılık oluşur. Genellikle ilk bir-iki hafta içinde kendiliğinden

Kızamık Tedavisi

Kızamığın tedavisinde amaç, hastalığın belirtilerini ortadan kaldırmaktır. Kızamık için geliştirilmiş bir ilaç yoktur. Ateş düşürücü, ağrı kesici ilaçlar kullanılır. Öksürük için öksürük şurupları önerilir.

Bu yüzden evde yapılan tedavi, önemlidir. Hastanın kaldığı oda tedbir amacından ayrılmalıdır. Ayrıca, odanın sık sık havalandırılması ve gün ışığı görmesi gerekir. Oda ısısı 20 derece civarı olmalıdır. Beslenme, kızamık hastaları için önemlidir ve dikkat edilmelidir. Özellikle sıvı besin alımı, meyve suları ile hasta beslenir. C vitamini için de gereklidir. Et suyu, süt ve süt ürünleri verilebilir. Sıvı besinlerin verilmesindeki amaç sindiriminin kolay olmasıdır.

Ateşli Havale Tedavisi

Çocukluk yaslarında ateşli bir hastalık sırasında görülen kasılmalardır. Beş aylıktan 5 yasına kadar olan yas grubunda en sik görülür. Erkek çocuklarda kız çocuklarından daha sik görülür. Genetik faktörler önemli rol oynar. Vakaların %25 inde aile öyküsü vardır.

Ateşe bağlı havalelerin %4 ünde kalıcı havalelere yani epilepsiye dönüşüm söz konusudur.

Tedavi, havalenin durdurulması, ateşin düşürülmesi ve ateşin nedeni olan hastalığın tedavisi olmak üzere üç etap halinde ele alınır.

Korunmada ise, özellikle aile öyküsünde ateşli iken havale geçiren anne-baba ve çocukları olan ailelerin çocuklarında ve daha önce ateşli iken havale geçiren çocukların ateşleri yükseldiğinde dikkat etmek, hemen bir ateş düşürücü fitil veya ağızdan ateş düşürücü ilaç verilerek ateşi kontrol altına almak gerekir. Eğer ateş yine düşmüyorsa çocuğun koltuk altına ve kasıklarına ıslak bez konularak veya ilik suyla duş yaptırılarak ateşin düşürülmesine çalışılır. Ancak sunu hemen belirtmek isterim ki,ateşin ani olarak iki dereceden fazla düşürülmesi de tehlikeli olup çocuğun soka girmesine neden olabilir. Bu sebeple ateşin yavaş yavaş düşürülmesi, ani düşürmelerden kaçınılması gerekmektedir. Çocuk serin bir yere alınmalı evde yapılan ilk tedbirlerden sonra ateşin nedenini bulmak için bir hekime müracaat edilmelidir.

Çocuklarda Alerjik Egzama Tedavisi

Çocuklarda Alerjik Egzama Tedavisi

Alerjik egzama nedir?
Alerjik egzama (çoğunlukla bebek egzaması ya da yalnızca egzama olarak adlandırılır), kuru, kırmızı ve genellikle çok kaşıntılı olan pul pul döküntüyle belirgin bir deri iltihabıdır. Pigmentli deride daha mor ya da kahverengi ve kalınlaşmış deri baskın özellikler olabilir. Egzamalı yerlerden akıntı sızabilir ve bu yerler kabuk bağlayabilir. Küçük bebeklerde 2 ile 4 aylık olduktan sonra ortaya çıkma olasılığı vardır. Egzama birçok çocukta büyüdükçe iyileşme göstermektedir.

Egzamanın nedeni bilinmemesine karşın, hastalığa yaygın olarak alerjik (atopik) astım ve saman nezlesi eşlik etmektedir. Diğer aile bireylerinde alerjik egzama, astım ve saman nezlesi olması durumunda, çocukta egzama görülme olasılığı daha fazladır.

Egzama vücutta nerelerde oluşur?
Alerjik egzama bebek küçükken başlar. İlk önce genellikle iltihaplı ve kuru kabartılar halinde yanaklarda oluşur. Deri kırmızı, pigmentli deri ise, açık mor, kahverengi ve hatta beyaz bile olabilir. Egzama daha sonra alın ve baş derisine yayılabilir.

Çocuk büyüdükçe egzama vücutta, kollarda dirsek içlerinde ve bacaklarda diz arkasında görülür. Ayrıca, el ve ayak bileklerinin etrafında da oluşur.

Çocukluğun ileri dönemlerinde yüzde daha seyrek görülür ancak, kulak arkasında ve gözlerin etrafında döküntü oluşabilir.

Nedeni nedir?
Yukarıda sözü edildiği gibi, egzama ile diğer alerjik hastalıklar arasında bir bağlantı bulunmaktadır. Ancak, birçok vakada egzamaya neden olan herhangi bir maddeye karşı alerjik bir durum söz konusu değildir.

Aşağıdakileri dekapsayan bazı faktörler hastalığı ağırlaştırabilir:

•sabun, deterjan ve şampuan gibi cildi tahriş eden ya da kurutan maddelerle temas
•cildin kurumasına neden olan soğuk hava
•bakteri kökenli ikincil enfeksiyon
•stres

Birçok kişi, herhangi bir yiyeceğin egzamayı artırıp artırmadığını merak etmektedir. Ancak, çocukların çoğunda, belirli bir yiyeceğin hastalığa yol açtığını söylemek çok zordur.

Nasıl önlenir ve tedavi edilir?
Kaçınılması gerekenler
• Döküntüyü daha kötü ve kaşıntılı hale getireceğinden, ovma ve kaşıma
• Cildi kuruttuğu için sabun, deterjan ve parfümlü ürünler kullanma
• Cildi kuruttuğu için, egzamalı yerleri su ile çok fazla yıkama
• Cildi daha fazla tahriş ettiği ve kuruttuğu için, uzun süre sıcak su banyosu veya sıcak duş yapma
• Aşırı sıcak ya da soğuk
• Çocuğun terlemesine ve kaşıntıya neden olduğundan yorgan kullanma
• Yün gibi vücuda batan giysiler giyme
• Battaniye, halı ve koyun postlarındaki yünle doğrudan temas

Yapılması gerekenler
•Cildi temizlemek için sabun yerine banyo yağı kullanınız
•Nemlendirici kremleri, özellikle banyodan sonra düzenli olarak kullanınız
•Banyo ya da duştan sonra, cildi, havluyu hafifçe dokundurarak kurulayınız ve ovmayınız
• Kışın sıcak odada üzerini çıkarınız
• Yazın yatak odasının serin olmasını sağlayınız
• Bol pamuklu giysiler giydiriniz (ya da pamuklu/sentetik karışık giysiler)
• Giysilerdeki etiketleri çıkarınız
• Emici özelliği fazla olan bezler kullanınız ve bunları düzenli olarak değiştiriniz

Egzamanın ağır olması durumunda, doktor cilde sürmeniz için kortizonlu krem verebilir. Genellikle, egzama aktif hale geldiğinde hafif kortizonlu krem ya da merhemler kullanılmakta, hafiflediğinde ise, bu ürünler bırakılmaktadır.

Egzama kontrol altına alınsa bile, nemlendirici kullanma sürdürülür. Egzamanın enfekte olması halinde, doktorun antibiyotik vermesi gerekebilir.

Kaşıntının giderilmesinde, özellikle gece meydana gelmesi ve uykusuzluğa neden olması durumunda, antihistamin şurupların yararı olabilir. Egzamanın tedavisinde diyetin rolü henüz açıklığa kavuşmamış olup, birçok çocukta özel diyet uygulama başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Diyet konusunda bilgi edinmenin herhangi bir zararı olmamasına karşın, bu konuda bilgi, egzama ve küçük çocukların beslenme ihtiyaçları konusunda uzman olan bir kişiden alınmalıdır.



Önemli Noktalar
•Çocuğun cildini sabunla yıkamaktan kaçınınız
•Banyo köpüğü kullanmaktan ve çocuğun saçını şampuanla yıkamaktan kaçınınız
•Banyosunda az miktarda parfümsüz normal banyo yağı kullanınız
•Cildin kuruması halinde, çocuğa her iki günde bir banyo yaptırınız
•Uzun süreli sıcak su banyosu yaptırmayınız ve cildi, havluyu hafifçe
dokundurarak kurulayınız
•Özellikle hemen banyonun ardından, çocuğun cildine düzenli olarak nemlendirici krem sürünüz (sorbolene ya da aqueous kremi)
•Emici özelliği fazla olan bezler kullanınız ve bezleri düzenli olarak değiştiriniz
•Bebeklere normal aşı programlarının uygulanması gerekir
•Egzemalı çocuklara özel diyet uygulamanın fazla bir yararı olmaz