Çocuklarda Sarılık Tedavisi
Yenidoğanda cilt ve gözaklarının (sklera) sarı bir renk almasıdır. Kan bilirubin düzeylerinin yükselmesi ile oluşur. Yaşlanmış ve bozulmuş kırmızı kan hücreleri tarafından üretilen sarı pigmente bilirubin denir. Biluribin normalde karaciğer tarafından barsak sistemine verilerek atılır. Ancak karaciğer bilirubini yeterli oranda barsağa veremezse kanda birikir ve sarılık oluşur.
YENİDOĞAN SARILIĞININ SEBEPLERİ
1. Fizyolojik (normal) sarılık:
Fizyolojik sarılık vaktinde doğan bebeklerin yaklaşık % 50 sinde, erken doğan bebeklerde ise daha yüksek oranlarda görülür. İlk 24 saatten sonra, genellikle doğumdan sonraki 2.veya 3. günde ortaya çıkar. Karaciğerin henüz olgunlaşmaması ve yeterince bilirubin atamamasına bağlı olarak sarılık oluşur. Genellikle ilk bir-iki hafta içinde kendiliğinden kaybolur ve bilirubin düzeyleri zararsızdır.
2.Yetersiz anne sütü alımına bağlı sarılık:
Yetersiz anne sütü alımına bağlı olarak yenidoğanların yaklaşık % 5-10 unda gelişir. Belirtileri fizyolojik sarılığınkine benzer ancak biraz daha şiddetlidir.
3.Anne sütüne bağlı sarılık:
Anne sütü alan bebeklerin yaklaşık % 1-2 sinde görülür. Bazı annelerin sütlerinde ürettikleri özel bir inhibitör madde sebep olmaktadır. Bu madde ( enzim ) bebeğin barsaklarından normalden çok daha fazla bilirubini geri emmesine sebep olur. Bu tip sarılık doğumdan sonraki 4-7. günde başlar ; 3.-10.haftaya kadar sürebilir. Genellikle zararsızdır.
4.Kan grubu uyuşmazlığı: ( Rh veya ABO uyuşmazlığı)
Rh negatif (-) bir kadının bebeği Rh pozitifse (+) gebelik esnasında bebeğe ait eritrositlerin plasentayı aşarak anne kanında bağışıklık cevabına yol açması ile oluşur. Bu bağışıklık cevabı ancak Rh pozitif bir bebeğin doğumundan veya yapılan düşükten sonra ortaya çıkar. Bağışıklık cevabının şiddeti bundan sonra yapılacak her doğumla birlikte giderek artar.
ABO uyuşmazlığında ise hemen her zaman anenin kan grubu O, bebeğin kan grubu ise A veya B dir. ( Anti A duyarlılığı daha sık, Anti B duyarlılığı daha ağır seyirlidir.)
Kan grubu uyuşmazlığında annenin kanında oluşan antikorlar bebeğin kanını yabancı madde olarak algılar ve eritrositlerini parçalar. Eritrositlerin parçalanması ile bol miktarda bilirubin oluşur ve bu da sarılığa sebep olur. Sarılık fizyolojik sarılıktan farklı olarak ilk 24 saatte başlar. Çok ağır tablolara sebep olabilir. Ancak ilk yapılan doğum veya düşükten sonraki 72 saat içinde RhoGam enjeksiyonunun yapılması daha sonra doğurulacak bebeklerin yaşamını tehlikeye atacak antikorların oluşmasını engelleyebilmektedir.
TEDAVİ
1.Fizyolojik sarılıkta tedavi:
Eğer bebeğinizi biberonla besliyorsanız her 2-3 saatte bir beslemeyi deneyin.
2.Yetersiz anne sütüne bağlı sarılıkta tedavi:
Asıl tedavi anne sütü miktarını arttırmak olmalıdır. Bebek daha sık emzirilmelidir.( Her saat gibi ) Böylece mide barsak sisteminin hareketliliği arttırılır ve bilirubinin gaita yolu ile vücuttan daha çabuk atılması sağlanır.
Uyuyan bebeğin de 4 saatlik aralarla uyandırılıp beslenmesi faydalı olacaktır. Sık sık kilo alımı kontrol edilmelidir. Anne sütünün yetmediği durumlarda bir miktar formül mama verilebilir ancak şekerli suyun faydası yoktur.
3.Anne sütüne bağlı sarılıkta tedavi:
2-3 gün için anne sütünü keserek formül mama ile beslemek yararlı olabilir. Ancak bu süre içerisinde anne sütünün azalmasını engellemek için annenin göğsü sağılmalıdır. Hiç birzaman için sarılığı engellemek için anne sütü tam olarak kesilmez. 2-3 gün sonra tekrar anne sütüne başlanır. Şekerli suyun formül mamadan daha fazla bilirubin uzaklaştırıcı etkisi olduğu kanıtlanmamıştır.
4.Ağır sarılıklarda tedavi: ( Kan uyuşmazlıklarında tedavi)
Kandaki bilirubin seviyesinin 20 mg/dl nin üzerine çıkması sağırlık beyin felci ( cerebral palsy) veya beyin harabiyetine neden olabilir. Bu kadar yüksek seviyeler genellikle kan grubu uyuşmazlıklarında görülür.
Bu komplikasyonlar fototerapi uygulanarak önlenebilir. Mavi ışık deride biriken bilirubini parçalar ve bilirubin düzeylerini düşürür.
Bazı nadir durumlarda ise kan değişimine gitmek gerekebilir. Bebeğin kanı taze kan ile değiştirilir. Ancak fizyolojik sarılıklar bu kadar ağır duruma dönüşmezler.
Her Hastalığın tedavisi hakkında bilgiler barındıran güncel bir blog. Nedeni, belirtileri, sebebi gibi sorulara cevap bulabilirsiniz. (Tüm yazılar sadece bilgi amaçlıdır)
Kekemelik Tedavisi
Kekemelikte özrün düzeltilmesi "tanılama" ve "sağaltım" alt başlıkları altında açıklanacaktır.
TANILAMA
Özrün düzeltilmesi,konuşmanın geliştirilebilmesi için özürlü bireyin tanınması ve özüre ilişkin doğru bir tanının konulabilmesi önemlidir.
Kekemeliğe özgü olarak kekemeliğin; gelişim biçimini,olasılı nedenlerini,devam etmesini ve ağırlaşmasını etkileyen koşulları,sağaltımında yardımcı olabilecek koşulları ortaya çıkaracak türden bilgilerintoplanılmasına yardımcı olabilecek koşulları ortaya çıkaracak türden bilgilerin toplanılmasına özen gösterilmeli.Bunu sağlayabilmek için çocuğun kendisiyle ve çevresiyle gerektiği kadar görüşme yapılmalıdır.Bu incelemeler sırasında kekemeliğin belirtileri,kekemelikle birleşen diğer olumsuz özelliklerin neler olduğu,kekelenen durum ve koşulların neler olduğu,kekemeliğin ağırlık derecesi,yakınların kekemeliğe ve çocuğa karşı tutumu,çocuğun duygusal uyumu ve gelişimi,sağlık durumu gibi bilgiler toplanmalıdır.
Her incelemede olduğu gibi bu tür inceleme sonunda da uzman;Çocuğun hangi dönem kekemesi olduğu,kekemeliğin olasılı nedenlerini,kekemelikle birleşen başka özellik olup olmadığını,kekemeliği ağırlaştırıcı konular varsa neler olduğu,çocuğun ve ailenin sağaltıma karşı tutumlarını,sağaltımın ne kadar yararlı olabileceğini belirten bir özet rapor hazırlanmalıdır.
Sağaltımın ne kadar yararlı olabileceğini kestirmek için yukarda belirtilen hususlara ilişkin bilgilerin yeterli ve doğru olmasına çalışılmalıdır.
SAĞALTIM
Kekemeliğin nedenini yapısal bozukluğa bağlayan ya da o görüşte olan uzman sağaltımda o yöne ağırlık verecektir.Kekemeliği bir kişilik bozukluğu olarak gören uzman ise ruhsal sağaltım savunur ve onu uygular.Kekemeliği başlatan nedenler ruhsal olmasa bile sonradan,kekemeliğin bir ruhsal sorun haline düştüğü açıktır.B bakımdan kekemeliğin düzeltimesinde ruhsal sağaltım ile konuşma sağaltımın birlikte düşünülmesi gerekmektedir.
Konuşma sağaltımı ve ruhsal sağaltım yöntemleri kekemeliğin birinci ya da ikinci dön. oluşuna,ağırlık derecesine,bireye ve sahip olunan olanaklara bağlı olarak değişkenlik gösterebilir.
Sağaltımda bir genel kural kekemeliği yaratan,sürdüren ağırlaştıran etkenlerin ortadan kaldırılması ya da etkilerinin azalktılmasına çaba göstermesidir.
Kekemeliğin sağaltımı birinci ve ikinci dönem oluşuna göre farklılıklar gösterir.
BİRİNCİ DÖNEM KEKEMELİĞİN SAĞALTIMI
Birinci dön. kekemeliğiyle 5-6 yaş çocuğu konuşması arasında ayrım yapmak oldukça güçtür.Bazen aile çok fazla titizlik gösterir.Çocuklarının konuşmasında görülen olağan sayılabilecek akıcılık bozukluğunu kekemelik sanır.Bu gibi durumlarda,aileyi çocuklarının kekeme olmadığı konusunda inandırmak gerekir.
SAĞALTIMIN AMACI
Birinci dönem kekemelğinde sağaltındaki amaç;kritik olan bu konuşma döneminde çocuğun en az zararla atlatmasını sağlamaktır.
Çoğu durumlarda çocuk konuşmasında akıcılık bozukluğu olduğunu ya da kekelediğinin farkında değildir.Bu gibi durumlarda ikinci amaç çocuğa konuşmasında bozukluk olduğu hissettirilmemelidir.
Birinci dönem kekemeliğinde sağaltım çoğunlukla dolaylı olmaktadır.
Dolaylı sağaltım çalışmaları
B u tür çalışmalar çocuğun çevresindekilere yöneltilen ya da yöneltilmesi gereken çalışmaları kapsamaktadır.
1-ANA BABAYI KAYGIDAN KURTARMA
Çocuğun kekelediğini düşünüp telaşa kapılan ailenin bu telaş ve kaygıdan kurtulması önemlidir.
Çocuğun konuşmasına konulan tanı aileye ustalıkla söylenilmelidir.örneğin;"evet çocuğunuz kekeliyor.Fakat kekemeliği çok değişik.Biz buna birinci dön. kekemliği diyoruz.Aslında bu tm kekemelik sayılmaz.Zaten konuşması akranlarından çok az farklı.Bu farkı daha da azaltabiliriz" denilebilir.
Aileye konuşma gelişimi hakkında bilgi verilmelidir.Örneğin;
1-Her çocuğun kendine özgü konuşma gelişim hızı olduğu söylenebilir.
2-Çocuğun aile içindeki yeri ve sırası,cinsiyeti,zekası,ana babanın konuşma becerisi ve düzeyi çocuğun konuşma gelişimini etkiler.Bunlar çocuğun kendi elinde olmayan durumlardır.Bu etmenlerden dolayı çocuğu sorumlu tutmak yararsız ve yersizdir.
3-Soğuk kanlı ve kararlı aileler telaşlı ailelere göre çocukların konuşmasında daha yararlıdır.
4-Büyükler çocuğa konuşmayı sevilir hale getirmelidir.Çocuklar konuşmaya özendirilmelidir.
5-Akıcı konuşma bir anda olmaz.Zaman gerektirir.Bunun içinde biraz sabırlı olmak gerekir.
2) ANA-BABANIN BEKLENTİ DÜZEYİNİ GERÇEĞE İNDİRME
Aile, daha bebek dünyaya gelmeden bir beklenti içinde olmaktadır. Kafalarında bir tür ideal bebek tasarlamaktadırlar. Bundan dolayıda bebek olduğu gibi değilde olması gerektiği gibi görülür, görünmek istenir.
Bu konuda yapılabileceklerden birisi, aileye çocuğu tanıtılmalıdır. Sağlık durumunu, fizik gelişimini, zihin, duygusal, sosyal gelişimini, ilgilerini farkettirmek, ona o gözle bakmalarını sağlamak gerekir.
Bu konuda diğer yapılabilecek, çocuğun gelişmesi ve eğitimi konusunda kendilerinin sahip oldukları olanakları düşünmektir. Aileye, sahip olduğu olanaklarla gerçekte çocuğun istenilen düzeye çıkarılıp çıkarılmayacağının düşündürülmesidir.
3)ÇOCUĞUN TÜM GELİŞİMİNDE HIZLANDIRICI ÖNLEMLER ALMA
Çocuğun, konuşma özürünün üstesinden gelebilmesi onun tüm gelişimiyle sıkı sıkıya ilgilidir. Çocuğun bedenen sağlıklı olmasına özen gösterilmelidir. İstirahatı, beslenmesi düşünülmelidir.
DOĞRUDAN SAĞALTIM ÇALIŞMALARI
Bundan önce açıklanan çalışmalar ve alınan önlemlerde uzman daha çok ikinci plandadır. Birçok olgularda böylesi dolaylı yöntemler etkili olur ve çocuk dönemi sağlıklı olarak atlatır. Fakat bazen etkili olmaz. Çocuğun kendisiyle çalışmak gerekir. Bu gibi durumlarda aşğıdaki hususların dikkate alınması yararlı olur.
(1) Çocuğun kekemeliği düzeltilmeye değil tüm konuşması düzeltilmeye çalışılmalıdır. Çocuğun dikkatini konuşması üzerinden başka tarafa çekmek yararlı olur. Çocukta kekemelik dışında konuşma güclükleri varsa düzeltilmelidir ( ekleme bozukluğu, ses bozukluğu gibi ). Çocuğun kendine güveni artar. Çocuğun kişiliğini güclendirmek yararlıdır. Birinci dönem kekemelerinin bir çoğu, onlara yeni beceriler ve sosyal yandan kabul görecek özellikler kazandırmak düzeltilebilmektedir.
(2) Oyun sağaltımına yer verilmelidir. Birinci dünem kekemeliğinde oyun sağaltımının yeri büyüktür. Uzman çocukla iyi ilişki kurar. Kendini sevdirirse başarılı ilk adımı atmıştır. Uzman çocukla herhangi bir oyun oynarken kendi kendine yüksek sesle oyunla ilgili konuşmaya başlar. Bu sırada uzman, çocuğun konuşmasındaki akıcılığın temelini yakalamaya çalışır. Akıcılığın temeli, çocuğun kekeleme belirtisi göstermeden konuşabildiği konuşma hızıdır. Temel hız saptandıktan sonra uzman, konuşmasını yavaş yavaş hızlandırır. Çocuktanda hızlandırmasını ister. Çocuk kekeleme belirtisi gösterirse uzman konuşmayı durdurur ve yeniden temel hıza döner. Bunun dörten fazla yapılması gerektiği söylenir. ( Riper, 1963, SS. 359-361 ) Çocukla yapılacak çalışmalarda, çocuğun gerginliğinin azaltılması ve rahatlatılması önemlidir.
İkinci dönem kekemeliğinin sağaltımınında değişik yöntemleri kullanılmaktadır.
SAĞALTIMIN AMACI
Çağdaş konuşma sağaltımında kekemelil için saptanan değişik amaclar şöyle maddelenmiştir.
1) Bireyin genel güvenini ve moralini geliştirmek
2) Durumsal ve sessel kaygısını azaltmak
3) Kekemeliği pekiştirici etkileri azaltmak
4) Konuşmanın mevcut akıcılığını geliştirmek
Yukardaki amaçlar dikkate alındığında,yapılacak sağaltım çalışmaları iki kümede toplanabilir.
1-Kekemeliğin belirtilerini ortadan kaldırma
2-Ruh sağaltımı
KEKEMELİĞİN BELİRTİLERİNİ ORTADAN KALDIRMA
Bu utaklaşımın hareket noktası,her kekemenin bu belirtiden kurtulmak istediği ve arayış içinde oluşudur.
belirtileri ortadan kaldırmaya yarayacak çalışmalar şöyle sıralanabilir.
1-Kekemeliği oluşturan,sürdüren,ağırlaştıran etmenler ortadan kaldırılmalı
2-Çocuk problemin farkına vardırılmalı,özürü yenmesi için istekli hale getirilmeli
3-Kekemeliğin belirtileri fark ettirilmelidir.
4-Kekemelik çocuğun ve çevrenin hoş görü düzeyine indirilmelidir.
5-Özellikle solunum araştırmaları üzerinde durulabilir.Genellikle,kekemelerin konuşma sırasında soluklarını iyi kullanamadıkları görülür.Souluklarını iyi kullanır hale geldiğinde konuşmasıolumlu yönde değişiklik gösterecektir.
6-Kekemeye söylenenleri yineleterek onun konuşma hızını,vurgusunuda degiştirmek elimizdedir.Uzman,çocuğun durumuna uygun tümceler seçerek çocuğun söylenilenleri yinelemesini ister.Böylelikle çocuk öykünme yoluyla konuşmasını düzeltecektir.
RUH SAĞALTIM
Kekemeliğin belirtilerini ortadan kaldırmak önemlidir.Fakat kendi başına yeterli değildir.Kekemenin kendisine,konuşmasına,çevresine karşı olan tutumunu değiştirmek gerekir.
Ruh sağaltımı ile konuşma sağaltımının iş birliği önemlidir.Konuşma sağaltımı esas alınarak aşağıdaki çalışmalar yapılabilir.
1-Özrünü tanıtma;Çocuk ayna karşısında konuşturularak,konuşmasını banda kaydedip tekrar kendisine dinletilerek çocuğa özrü tanıtılır.
2-Kendini tanıma ve anlamasına yardım etme;kekeme çocukta kendini daha çok kekeleyen bir kişi olarak görme alışkanlığı olduğundan diğer özelliklerinin farkında değildir.Bunlar çocuğa fark ettirilirse çocukta konuşma düzelecektir.
3-Boşalmasına yardımcı olma;kekemelerin konuşmasındaki özüründen dolayı sürekli bir gerilim içinde oldukları bilinmektedir.Onları bu gerilimden kurtarmak için dikkatlari başka yöne çekilebilir.(resim,şiir,düzyazı vs)
4-Başkalarını tanıma ve anlamada yardımcı olma;Kekeme çevresindekileri hep kendiyle alay eden,küçük gören,hor gören insanlar olarak görebilir.Çocuğa çevresindekilerinin iyi yönlerinin olabileceği buldurulmalıdır.(Eğitsel kol çalışmalarına katılma,gezi gözlemler gibi)
5-Çocuğa güç kazandırma;çocuğun kekemeliğinden dolayı yitirmiş olduğu güven duygusu,başka özellikleri güçlendirilerek sağlanabilir.
6-Konuşma etkinliklerine katılım sağlama;çocığa konuşma başarı hazzı tattırılmalı.Sesli düşünme etkinlikleri yapılmalı.Yüksek sesle konuşma ve okuma çalışmaları yaptırılmalıdır.
7-Uzman,ana baba ve sınıf öğretmeniyle yapılacak işbirliği çok önemlidir.
SINIF ÖĞRETMENİNE DÜŞEN GÖREVLER
birinci dön. kekemeliğinde öğretmen şunlara dikkat etmelidir.
1)Çocuğu kekeme diye damgalamayınız.
2)Çocuğun konuşması üzerine aşırı titizlik göstermeyiniz.
3)Çocuğu konuşmada acele ettirmeyiniz.
4)Hiç bir zaman çocuğa "dur,acele etme","yeniden başla","önce derin bir nefes al" gibi uyarılarda bulunmayınız.Bütün bu uyarılar çocuğun dikkatini konuşması üzerine toplar.
5)Çocuk konuşurken onun dudak hareketlerine değil gözünün içine bakınız.
6)Sınıfta rahat bir hava oluşturun
7)Hızlı konuşmaktan,askerce emirler vermekten sakının
8)Alayı ve acı şakaları disiplin yolu olarak kullanmayınız.
9)Çocukla samimi ve candan ilgilenin
10)Çocuktan yapabileceğinin üzerinde şeyler beklemeyin.
11)Sınıfın kekeme çocuğa karşı durumunu kontrol edin.
12)Sınıfta yapılacak koro çalışmaları,toplu söylenen marşlar,ritmik etkinliklere kekemeninde katılımı sağlanmalıdır.
13)Çocuğun başarılı olduğu işlelerle kendini sınıfa kabul ettirmesine yardımcı olunuz.
14)Sınıfta yapılan küme çalışmalarında ona görev veriniz.
15)Kişisel kusurlarını azaltmaya yardım ediniz.
16)Çocukların yanında başkalarıyla onun özürü hakkında konuşmayınız.
17)Ona konuşmaya yönelik özel ödevler veriniz.
18)Aileyi tanıyıp onlarla iş birliği yapınız.
İkinci dön. kekemeliğinde öğretmene düşen görevler.
1)Kekeme,kekemelik, kekemelik gibi sözcükleri kullanmaktan sakınınız.
2)Onun konuşmasını olduğu gibi kabul ediniz.Siz kabul ederseniz bunu çocukta kabul eder.
3)Çocuğun en az kekelediği durum ve koşulları saptayınız.
4)Çocukla problemi hakkında konuşunuz.
5)Çocuğun kekemeliğine kendinin gülebilmesini sağlayınız.
6)Çocuk kekelemeden konuştuğunda farkına varınız ve beğeninizi belli ediniz.
7)Konuşurken çocuk belli bir tutulma gösterirse çocuğun dikkati başka yöne çekilmelidir.
8)Çocuk konuşurken bir sözcük yada seste tutulursa onu tamamlamak için yardım etmeyiniz.
9)Her türlü konuşma pekiştirme etkinkliklerine sınıfta yer veriniz.
TANILAMA
Özrün düzeltilmesi,konuşmanın geliştirilebilmesi için özürlü bireyin tanınması ve özüre ilişkin doğru bir tanının konulabilmesi önemlidir.
Kekemeliğe özgü olarak kekemeliğin; gelişim biçimini,olasılı nedenlerini,devam etmesini ve ağırlaşmasını etkileyen koşulları,sağaltımında yardımcı olabilecek koşulları ortaya çıkaracak türden bilgilerintoplanılmasına yardımcı olabilecek koşulları ortaya çıkaracak türden bilgilerin toplanılmasına özen gösterilmeli.Bunu sağlayabilmek için çocuğun kendisiyle ve çevresiyle gerektiği kadar görüşme yapılmalıdır.Bu incelemeler sırasında kekemeliğin belirtileri,kekemelikle birleşen diğer olumsuz özelliklerin neler olduğu,kekelenen durum ve koşulların neler olduğu,kekemeliğin ağırlık derecesi,yakınların kekemeliğe ve çocuğa karşı tutumu,çocuğun duygusal uyumu ve gelişimi,sağlık durumu gibi bilgiler toplanmalıdır.
Her incelemede olduğu gibi bu tür inceleme sonunda da uzman;Çocuğun hangi dönem kekemesi olduğu,kekemeliğin olasılı nedenlerini,kekemelikle birleşen başka özellik olup olmadığını,kekemeliği ağırlaştırıcı konular varsa neler olduğu,çocuğun ve ailenin sağaltıma karşı tutumlarını,sağaltımın ne kadar yararlı olabileceğini belirten bir özet rapor hazırlanmalıdır.
Sağaltımın ne kadar yararlı olabileceğini kestirmek için yukarda belirtilen hususlara ilişkin bilgilerin yeterli ve doğru olmasına çalışılmalıdır.
SAĞALTIM
Kekemeliğin nedenini yapısal bozukluğa bağlayan ya da o görüşte olan uzman sağaltımda o yöne ağırlık verecektir.Kekemeliği bir kişilik bozukluğu olarak gören uzman ise ruhsal sağaltım savunur ve onu uygular.Kekemeliği başlatan nedenler ruhsal olmasa bile sonradan,kekemeliğin bir ruhsal sorun haline düştüğü açıktır.B bakımdan kekemeliğin düzeltimesinde ruhsal sağaltım ile konuşma sağaltımın birlikte düşünülmesi gerekmektedir.
Konuşma sağaltımı ve ruhsal sağaltım yöntemleri kekemeliğin birinci ya da ikinci dön. oluşuna,ağırlık derecesine,bireye ve sahip olunan olanaklara bağlı olarak değişkenlik gösterebilir.
Sağaltımda bir genel kural kekemeliği yaratan,sürdüren ağırlaştıran etkenlerin ortadan kaldırılması ya da etkilerinin azalktılmasına çaba göstermesidir.
Kekemeliğin sağaltımı birinci ve ikinci dönem oluşuna göre farklılıklar gösterir.
BİRİNCİ DÖNEM KEKEMELİĞİN SAĞALTIMI
Birinci dön. kekemeliğiyle 5-6 yaş çocuğu konuşması arasında ayrım yapmak oldukça güçtür.Bazen aile çok fazla titizlik gösterir.Çocuklarının konuşmasında görülen olağan sayılabilecek akıcılık bozukluğunu kekemelik sanır.Bu gibi durumlarda,aileyi çocuklarının kekeme olmadığı konusunda inandırmak gerekir.
SAĞALTIMIN AMACI
Birinci dönem kekemelğinde sağaltındaki amaç;kritik olan bu konuşma döneminde çocuğun en az zararla atlatmasını sağlamaktır.
Çoğu durumlarda çocuk konuşmasında akıcılık bozukluğu olduğunu ya da kekelediğinin farkında değildir.Bu gibi durumlarda ikinci amaç çocuğa konuşmasında bozukluk olduğu hissettirilmemelidir.
Birinci dönem kekemeliğinde sağaltım çoğunlukla dolaylı olmaktadır.
Dolaylı sağaltım çalışmaları
B u tür çalışmalar çocuğun çevresindekilere yöneltilen ya da yöneltilmesi gereken çalışmaları kapsamaktadır.
1-ANA BABAYI KAYGIDAN KURTARMA
Çocuğun kekelediğini düşünüp telaşa kapılan ailenin bu telaş ve kaygıdan kurtulması önemlidir.
Çocuğun konuşmasına konulan tanı aileye ustalıkla söylenilmelidir.örneğin;"evet çocuğunuz kekeliyor.Fakat kekemeliği çok değişik.Biz buna birinci dön. kekemliği diyoruz.Aslında bu tm kekemelik sayılmaz.Zaten konuşması akranlarından çok az farklı.Bu farkı daha da azaltabiliriz" denilebilir.
Aileye konuşma gelişimi hakkında bilgi verilmelidir.Örneğin;
1-Her çocuğun kendine özgü konuşma gelişim hızı olduğu söylenebilir.
2-Çocuğun aile içindeki yeri ve sırası,cinsiyeti,zekası,ana babanın konuşma becerisi ve düzeyi çocuğun konuşma gelişimini etkiler.Bunlar çocuğun kendi elinde olmayan durumlardır.Bu etmenlerden dolayı çocuğu sorumlu tutmak yararsız ve yersizdir.
3-Soğuk kanlı ve kararlı aileler telaşlı ailelere göre çocukların konuşmasında daha yararlıdır.
4-Büyükler çocuğa konuşmayı sevilir hale getirmelidir.Çocuklar konuşmaya özendirilmelidir.
5-Akıcı konuşma bir anda olmaz.Zaman gerektirir.Bunun içinde biraz sabırlı olmak gerekir.
2) ANA-BABANIN BEKLENTİ DÜZEYİNİ GERÇEĞE İNDİRME
Aile, daha bebek dünyaya gelmeden bir beklenti içinde olmaktadır. Kafalarında bir tür ideal bebek tasarlamaktadırlar. Bundan dolayıda bebek olduğu gibi değilde olması gerektiği gibi görülür, görünmek istenir.
Bu konuda yapılabileceklerden birisi, aileye çocuğu tanıtılmalıdır. Sağlık durumunu, fizik gelişimini, zihin, duygusal, sosyal gelişimini, ilgilerini farkettirmek, ona o gözle bakmalarını sağlamak gerekir.
Bu konuda diğer yapılabilecek, çocuğun gelişmesi ve eğitimi konusunda kendilerinin sahip oldukları olanakları düşünmektir. Aileye, sahip olduğu olanaklarla gerçekte çocuğun istenilen düzeye çıkarılıp çıkarılmayacağının düşündürülmesidir.
3)ÇOCUĞUN TÜM GELİŞİMİNDE HIZLANDIRICI ÖNLEMLER ALMA
Çocuğun, konuşma özürünün üstesinden gelebilmesi onun tüm gelişimiyle sıkı sıkıya ilgilidir. Çocuğun bedenen sağlıklı olmasına özen gösterilmelidir. İstirahatı, beslenmesi düşünülmelidir.
DOĞRUDAN SAĞALTIM ÇALIŞMALARI
Bundan önce açıklanan çalışmalar ve alınan önlemlerde uzman daha çok ikinci plandadır. Birçok olgularda böylesi dolaylı yöntemler etkili olur ve çocuk dönemi sağlıklı olarak atlatır. Fakat bazen etkili olmaz. Çocuğun kendisiyle çalışmak gerekir. Bu gibi durumlarda aşğıdaki hususların dikkate alınması yararlı olur.
(1) Çocuğun kekemeliği düzeltilmeye değil tüm konuşması düzeltilmeye çalışılmalıdır. Çocuğun dikkatini konuşması üzerinden başka tarafa çekmek yararlı olur. Çocukta kekemelik dışında konuşma güclükleri varsa düzeltilmelidir ( ekleme bozukluğu, ses bozukluğu gibi ). Çocuğun kendine güveni artar. Çocuğun kişiliğini güclendirmek yararlıdır. Birinci dönem kekemelerinin bir çoğu, onlara yeni beceriler ve sosyal yandan kabul görecek özellikler kazandırmak düzeltilebilmektedir.
(2) Oyun sağaltımına yer verilmelidir. Birinci dünem kekemeliğinde oyun sağaltımının yeri büyüktür. Uzman çocukla iyi ilişki kurar. Kendini sevdirirse başarılı ilk adımı atmıştır. Uzman çocukla herhangi bir oyun oynarken kendi kendine yüksek sesle oyunla ilgili konuşmaya başlar. Bu sırada uzman, çocuğun konuşmasındaki akıcılığın temelini yakalamaya çalışır. Akıcılığın temeli, çocuğun kekeleme belirtisi göstermeden konuşabildiği konuşma hızıdır. Temel hız saptandıktan sonra uzman, konuşmasını yavaş yavaş hızlandırır. Çocuktanda hızlandırmasını ister. Çocuk kekeleme belirtisi gösterirse uzman konuşmayı durdurur ve yeniden temel hıza döner. Bunun dörten fazla yapılması gerektiği söylenir. ( Riper, 1963, SS. 359-361 ) Çocukla yapılacak çalışmalarda, çocuğun gerginliğinin azaltılması ve rahatlatılması önemlidir.
İkinci dönem kekemeliğinin sağaltımınında değişik yöntemleri kullanılmaktadır.
SAĞALTIMIN AMACI
Çağdaş konuşma sağaltımında kekemelil için saptanan değişik amaclar şöyle maddelenmiştir.
1) Bireyin genel güvenini ve moralini geliştirmek
2) Durumsal ve sessel kaygısını azaltmak
3) Kekemeliği pekiştirici etkileri azaltmak
4) Konuşmanın mevcut akıcılığını geliştirmek
Yukardaki amaçlar dikkate alındığında,yapılacak sağaltım çalışmaları iki kümede toplanabilir.
1-Kekemeliğin belirtilerini ortadan kaldırma
2-Ruh sağaltımı
KEKEMELİĞİN BELİRTİLERİNİ ORTADAN KALDIRMA
Bu utaklaşımın hareket noktası,her kekemenin bu belirtiden kurtulmak istediği ve arayış içinde oluşudur.
belirtileri ortadan kaldırmaya yarayacak çalışmalar şöyle sıralanabilir.
1-Kekemeliği oluşturan,sürdüren,ağırlaştıran etmenler ortadan kaldırılmalı
2-Çocuk problemin farkına vardırılmalı,özürü yenmesi için istekli hale getirilmeli
3-Kekemeliğin belirtileri fark ettirilmelidir.
4-Kekemelik çocuğun ve çevrenin hoş görü düzeyine indirilmelidir.
5-Özellikle solunum araştırmaları üzerinde durulabilir.Genellikle,kekemelerin konuşma sırasında soluklarını iyi kullanamadıkları görülür.Souluklarını iyi kullanır hale geldiğinde konuşmasıolumlu yönde değişiklik gösterecektir.
6-Kekemeye söylenenleri yineleterek onun konuşma hızını,vurgusunuda degiştirmek elimizdedir.Uzman,çocuğun durumuna uygun tümceler seçerek çocuğun söylenilenleri yinelemesini ister.Böylelikle çocuk öykünme yoluyla konuşmasını düzeltecektir.
RUH SAĞALTIM
Kekemeliğin belirtilerini ortadan kaldırmak önemlidir.Fakat kendi başına yeterli değildir.Kekemenin kendisine,konuşmasına,çevresine karşı olan tutumunu değiştirmek gerekir.
Ruh sağaltımı ile konuşma sağaltımının iş birliği önemlidir.Konuşma sağaltımı esas alınarak aşağıdaki çalışmalar yapılabilir.
1-Özrünü tanıtma;Çocuk ayna karşısında konuşturularak,konuşmasını banda kaydedip tekrar kendisine dinletilerek çocuğa özrü tanıtılır.
2-Kendini tanıma ve anlamasına yardım etme;kekeme çocukta kendini daha çok kekeleyen bir kişi olarak görme alışkanlığı olduğundan diğer özelliklerinin farkında değildir.Bunlar çocuğa fark ettirilirse çocukta konuşma düzelecektir.
3-Boşalmasına yardımcı olma;kekemelerin konuşmasındaki özüründen dolayı sürekli bir gerilim içinde oldukları bilinmektedir.Onları bu gerilimden kurtarmak için dikkatlari başka yöne çekilebilir.(resim,şiir,düzyazı vs)
4-Başkalarını tanıma ve anlamada yardımcı olma;Kekeme çevresindekileri hep kendiyle alay eden,küçük gören,hor gören insanlar olarak görebilir.Çocuğa çevresindekilerinin iyi yönlerinin olabileceği buldurulmalıdır.(Eğitsel kol çalışmalarına katılma,gezi gözlemler gibi)
5-Çocuğa güç kazandırma;çocuğun kekemeliğinden dolayı yitirmiş olduğu güven duygusu,başka özellikleri güçlendirilerek sağlanabilir.
6-Konuşma etkinliklerine katılım sağlama;çocığa konuşma başarı hazzı tattırılmalı.Sesli düşünme etkinlikleri yapılmalı.Yüksek sesle konuşma ve okuma çalışmaları yaptırılmalıdır.
7-Uzman,ana baba ve sınıf öğretmeniyle yapılacak işbirliği çok önemlidir.
SINIF ÖĞRETMENİNE DÜŞEN GÖREVLER
birinci dön. kekemeliğinde öğretmen şunlara dikkat etmelidir.
1)Çocuğu kekeme diye damgalamayınız.
2)Çocuğun konuşması üzerine aşırı titizlik göstermeyiniz.
3)Çocuğu konuşmada acele ettirmeyiniz.
4)Hiç bir zaman çocuğa "dur,acele etme","yeniden başla","önce derin bir nefes al" gibi uyarılarda bulunmayınız.Bütün bu uyarılar çocuğun dikkatini konuşması üzerine toplar.
5)Çocuk konuşurken onun dudak hareketlerine değil gözünün içine bakınız.
6)Sınıfta rahat bir hava oluşturun
7)Hızlı konuşmaktan,askerce emirler vermekten sakının
8)Alayı ve acı şakaları disiplin yolu olarak kullanmayınız.
9)Çocukla samimi ve candan ilgilenin
10)Çocuktan yapabileceğinin üzerinde şeyler beklemeyin.
11)Sınıfın kekeme çocuğa karşı durumunu kontrol edin.
12)Sınıfta yapılacak koro çalışmaları,toplu söylenen marşlar,ritmik etkinliklere kekemeninde katılımı sağlanmalıdır.
13)Çocuğun başarılı olduğu işlelerle kendini sınıfa kabul ettirmesine yardımcı olunuz.
14)Sınıfta yapılan küme çalışmalarında ona görev veriniz.
15)Kişisel kusurlarını azaltmaya yardım ediniz.
16)Çocukların yanında başkalarıyla onun özürü hakkında konuşmayınız.
17)Ona konuşmaya yönelik özel ödevler veriniz.
18)Aileyi tanıyıp onlarla iş birliği yapınız.
İkinci dön. kekemeliğinde öğretmene düşen görevler.
1)Kekeme,kekemelik, kekemelik gibi sözcükleri kullanmaktan sakınınız.
2)Onun konuşmasını olduğu gibi kabul ediniz.Siz kabul ederseniz bunu çocukta kabul eder.
3)Çocuğun en az kekelediği durum ve koşulları saptayınız.
4)Çocukla problemi hakkında konuşunuz.
5)Çocuğun kekemeliğine kendinin gülebilmesini sağlayınız.
6)Çocuk kekelemeden konuştuğunda farkına varınız ve beğeninizi belli ediniz.
7)Konuşurken çocuk belli bir tutulma gösterirse çocuğun dikkati başka yöne çekilmelidir.
8)Çocuk konuşurken bir sözcük yada seste tutulursa onu tamamlamak için yardım etmeyiniz.
9)Her türlü konuşma pekiştirme etkinkliklerine sınıfta yer veriniz.
CİNSEL İSTEKSİZLİK İÇİN BİTKİSELKÜR
KUDRET MACUNU 40 değişik bitki ve baharat karışıtırılarak yapılış olan macun Enerji ihtiyacınızı karşılar, Yaşlılıktan yada herhangi bir sebepten oluşana Cinsel Güç Azalmasını artırır. Kuvvet verir. Meniyi çoğaltır.
KUDRET MACUNU FAYDALARI VE ÖZELLİKLERİ
KUDRET MACUNU
40 değişik bitki ve baharat karışıtırılarak yapılış olan macun Enerji ihtiyacınızı karşılar, Yaşlılıktan yada herhangi bir sebepten oluşana Cinsel Güç Azalmasını artırır. Kuvvet verir. Meniyi çoğaltır. Etkisi kimyasal ilaçlar (Viegra türü) gibi geçici değildir. Sağlıklı Doğal ve Katkısızdır.
- %100 DOĞAL VE BİTKİSELDİR
- DEĞİŞİK 40 BAHARAT VE BİTKİLER KARIŞITIRILARAK YAPILMIŞTIR
VÜCUDU KUVVETLENDİRİR DİRENCİ ARTIRIR
- ENERJİ İHTİCANIZI KARŞILAR
-YAŞLILIKTAN KAYNAKLANAN CİNSEL GÜÇ AZALMASINI ARTIRIR
- KUVVET VE GÜÇ VERİR
- CİNSEL GÜCÜ ARTIRIR
- SEKS YETENEGİNİ GÜÇLENDİRİR
-ERKEN BOŞALMA İÇİN FAYDALIDIR
- MENİYİ ÇOĞALTIR
- MESANE VE MENİ YOLU İLTİHABINA FAYDALIDIR
- BAY BAYAN HER YAŞ KULLANABİLİR
KUDRET MACUNU FAYDALARI VE ÖZELLİKLERİ
KUDRET MACUNU
40 değişik bitki ve baharat karışıtırılarak yapılış olan macun Enerji ihtiyacınızı karşılar, Yaşlılıktan yada herhangi bir sebepten oluşana Cinsel Güç Azalmasını artırır. Kuvvet verir. Meniyi çoğaltır. Etkisi kimyasal ilaçlar (Viegra türü) gibi geçici değildir. Sağlıklı Doğal ve Katkısızdır.
- %100 DOĞAL VE BİTKİSELDİR
- DEĞİŞİK 40 BAHARAT VE BİTKİLER KARIŞITIRILARAK YAPILMIŞTIR
VÜCUDU KUVVETLENDİRİR DİRENCİ ARTIRIR
- ENERJİ İHTİCANIZI KARŞILAR
-YAŞLILIKTAN KAYNAKLANAN CİNSEL GÜÇ AZALMASINI ARTIRIR
- KUVVET VE GÜÇ VERİR
- CİNSEL GÜCÜ ARTIRIR
- SEKS YETENEGİNİ GÜÇLENDİRİR
-ERKEN BOŞALMA İÇİN FAYDALIDIR
- MENİYİ ÇOĞALTIR
- MESANE VE MENİ YOLU İLTİHABINA FAYDALIDIR
- BAY BAYAN HER YAŞ KULLANABİLİR
ERKEN BOŞALMA TEDAVİSİ
ERKEKLERİN KABUSU ERKEN BOŞALMA Şifalı bitkilerden hazıraldığımız kürler ile tamamen ortadan kaklmaktadır. Üstelik bitkiler bu hastalığı tamamen ortadan kadırıyor. Sizde Erken boşalma kabusundan kurtulmak düzenli bir cinsel hayat için hazırladığımız kürlerden mutlaka faydalanın.
ERKEN BOŞALMA
Erkeklerde orgazma ulaşma anında meni sıvısının çok erken ve kontrolsüz bir şekilde boşalmasıdır. Bu durumun tarifi; erkeğin henüz boşalmak istemediği halde boşalmasıdır.
Cinsel ilişki sırasında veya cinsel ilişkiye başlamadan önceki aşamada meydana gelebilir.
Erken boşalma sorunu olan bir erkek bu sorundan dolayı ciddi psikolojik sıkıntılar yaşayabilir.
Birçok erkek hayatlarının bir döneminde kontrolsüz veya erken ejakülasyon problemi yaşamaktadırlar. Erken boşalma, erkeğin veya eşinin cinsel hayatında sorunlara neden olmaya başladığı noktada tıbbi bir problem olarak kabul edilir. Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
Erken boşalmaya neden olabilen çok sayıda etken vardır. Genellikle altta yatan neden psikolojiktir. Zihinsel ve duygusal sağlığı etkileyen stres, depresyon ve diğer faktörler bu durumu ortaya çıkarabilir. Nadiren fiziksel bir neden (prostat bezi inflamasyonu veya sinir sistemi fonksiyon bozukluğu gibi) de etken olabilir:
- Sempatik sinir sistemi hasarı (örneğin abdominal ameliyat sonrası)
- Pelvik kırıklar
- Prostat hipertrofisi ve prostatitis
- Üretrit
- Diabetes Mellitus (şeker hastalığı)
- Arteriosklerozis
- Kalp - damar hastalıkları
- Bölgesel genito-üriner hastalık
- Bölgesel duyu hasarı
- Polisitemi
- Polinörit
Tedaviye cevap kişiden kişiye değişir. Bazı erkekler çok çabuk bir şekilde tedaviden faydalanabilirler.
Erken boşalmanın temel belirtileri:
- Boşalma küçük cinsel uyarılarla ve neredeyse kontrolsüz bir şekilde meydana gelir.
- Cinsel tatminde azalma
- Suçluluk, utanç ve hayal kırıklığı hissi
Tanı
Tanı hastanın şikayetlerine dayanılarak konur. Psikolojik herhangi bir etken saptanamamışsa fiziksel muayene gerekli olabilir.
Önleme
Erken boşalma gelişimini engellemeye yönelik bilinen tıbbi bir yöntem yoktur. Bununla birlikte, aşağıdaki yöntemler önlem amacı ile kullanılabilir:
- Eşinize karşı daima sağlıklı ve uyumlu düşünceler besleyin. Eğer cinsel yaşamınız hakkında gerginlik, sıkıntı, suçluluk, düş kırıklığı gibi düşünceler gelişmiş ise psikoterapik yardım almaktan çekinmeyin.
- Herkesin cinsel sorunlar yaşayabileceğini unutmayın. Eğer erken boşalma sorununuz varsa kendinizi yetersiz veya suçlu hissetmekte aceleci olmayın. Eşinizle sorunlarınızı konuşun ve kesinlikle iletişim eksikliği gelişmesine izin vermeyin.
ERKEN BOŞALMA
Erkeklerde orgazma ulaşma anında meni sıvısının çok erken ve kontrolsüz bir şekilde boşalmasıdır. Bu durumun tarifi; erkeğin henüz boşalmak istemediği halde boşalmasıdır.
Cinsel ilişki sırasında veya cinsel ilişkiye başlamadan önceki aşamada meydana gelebilir.
Erken boşalma sorunu olan bir erkek bu sorundan dolayı ciddi psikolojik sıkıntılar yaşayabilir.
Birçok erkek hayatlarının bir döneminde kontrolsüz veya erken ejakülasyon problemi yaşamaktadırlar. Erken boşalma, erkeğin veya eşinin cinsel hayatında sorunlara neden olmaya başladığı noktada tıbbi bir problem olarak kabul edilir. Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
Erken boşalmaya neden olabilen çok sayıda etken vardır. Genellikle altta yatan neden psikolojiktir. Zihinsel ve duygusal sağlığı etkileyen stres, depresyon ve diğer faktörler bu durumu ortaya çıkarabilir. Nadiren fiziksel bir neden (prostat bezi inflamasyonu veya sinir sistemi fonksiyon bozukluğu gibi) de etken olabilir:
- Sempatik sinir sistemi hasarı (örneğin abdominal ameliyat sonrası)
- Pelvik kırıklar
- Prostat hipertrofisi ve prostatitis
- Üretrit
- Diabetes Mellitus (şeker hastalığı)
- Arteriosklerozis
- Kalp - damar hastalıkları
- Bölgesel genito-üriner hastalık
- Bölgesel duyu hasarı
- Polisitemi
- Polinörit
Tedaviye cevap kişiden kişiye değişir. Bazı erkekler çok çabuk bir şekilde tedaviden faydalanabilirler.
Erken boşalmanın temel belirtileri:
- Boşalma küçük cinsel uyarılarla ve neredeyse kontrolsüz bir şekilde meydana gelir.
- Cinsel tatminde azalma
- Suçluluk, utanç ve hayal kırıklığı hissi
Tanı
Tanı hastanın şikayetlerine dayanılarak konur. Psikolojik herhangi bir etken saptanamamışsa fiziksel muayene gerekli olabilir.
Önleme
Erken boşalma gelişimini engellemeye yönelik bilinen tıbbi bir yöntem yoktur. Bununla birlikte, aşağıdaki yöntemler önlem amacı ile kullanılabilir:
- Eşinize karşı daima sağlıklı ve uyumlu düşünceler besleyin. Eğer cinsel yaşamınız hakkında gerginlik, sıkıntı, suçluluk, düş kırıklığı gibi düşünceler gelişmiş ise psikoterapik yardım almaktan çekinmeyin.
- Herkesin cinsel sorunlar yaşayabileceğini unutmayın. Eğer erken boşalma sorununuz varsa kendinizi yetersiz veya suçlu hissetmekte aceleci olmayın. Eşinizle sorunlarınızı konuşun ve kesinlikle iletişim eksikliği gelişmesine izin vermeyin.
HEPATİT B BİTKİSEL TEDAVİ
Hepatit B Nedir ? Hepatit B,karaciğer iltihabı anlamına gelen hepatit hastalığının etkeni olan virüslerden bir tanesidir.Meydana getirdiği hastalık,çok ağır tablolara neden olabilmektedir.Bu virüs,esas olarak karaciğerde yerleşir,orada çoğalır ve zamanla karaciğeri tahrip edecek boyutlara ulaşabilir.
Hepatit B bulaşıcı bir hastalıktır ve ülkemizde çok önemli bir sağlık sorunudur.
BİTKİLER
HEPATİT Hastalığı için ortalama 6 ay kadar kullanılması gereken bitkiler hazırlanmakta ve bu hastalık tamamen geçmektedir
Türkiye’de bugün her 3 kişiden yaklaşık 1’i Hepatit B virüsü ile karşılaşmıştır. Yine her 10 kişiden 1’i Hepatit B virüsünü taşımakta ve bulaştırmaktadır. Hastaların % 75-80 inde herhangi bir belirti vermeksizin gelişir, taramalarda ve kan bağışlarında yapılan tetkiklerde tesadüfen tespit edilir. Kuluçka süresi 2-6 ay arasında değişmektedir. Bu süreler sonunda gözlenebilen hastalık belirtileri ;
Aşırı halsizlik ve yorgunluk hissi
İştah kaybı
Bulantı
Kusma
Deride ve göz aklarında sararma
İdrar renginde koyulaşma
Karın ağrısı
Karaciğer bölgesinde hassasiyet , olarak özetlenebilir.
Hepatit B virüsü bulaştıktan sonra üç yol izler:
Kişinin immün sistemi (bağışıklık sistemi) kuvvetli ise vücudunda virüse karşı antikor denilen koruyucu maddeler oluşur ve belirli bir düzeyde kalır,artık kişi doğal olarak aşılanmıştır, tam şifa ile iyileşmiştir.Ömür boyu Hepatit B’den korunacaktır.
Oluşan bu koruyucu antikorlar,eğer ki olması gereken düzeye ulaşamaz ise kişi taşıyıcı olarak kalacaktır,henüz kendisi hasta değildir fakat potansiyel virüs saçıcısıdır,çevresi için hastalığın yayılmasında büyük bir tehlike oluşturur.Özellikle ülkemizde bu anlamda gizli taşıyıcılar çoktur,hastalığın kontrolsüz bulaşmasında en sessiz yolu oluşturur.Taşıyıcılar için risk yıllar sonra başlayabilir.Taşıyıcı kişi karaciğer kanserine aday olabilir veya organ hasarı ile karaciğer yetmezliğine girebilir.
Kişide koruyucu antikorlar hiç oluşamaz,herzaman virüs güçlü durumdadır,vücut virüse yeniktir,karaciğer fonksiyonları bozuktur,karaciğer enzimleri yüksektir,kişi aktif hastadır, hızla karaciğer yetmezliğine gider veya hastalık yıllara yayılır zamanla karaciğer yetmezliğine ya da karaciğer kanserine dönüşür.
Hepatit B’de hedef organ karaciğerdir.
Karaciğer vücudu toksik maddelerden temizleyen,sindirimde görevli safrayı sentezleyip kana veren ,vücutta görevli pek çok taşıyıcı proteinleri sentezleyen ana organdır.Karbonhidrat,yağ ve protein metabolizmasında da çok önemli görevleri vardır.
Bu virüs karaciğer dokusunu oluşturan hücreleri tutar,bu hücreler zamanla fonksiyonlarını yapamaz hale gelir,yukarıda bahsettiğimiz yollara göre karaciğeri zedeleyebilir ve tek tek hücre ölümü başlayabilir,sonrasında karaciğer doku kaybı gelişebilir.Sonuç:GERİYE DÖNÜŞSÜZ ORGAN HASARIDIR.
Hepatit B Nasıl Bulaşır ?
Hepatit B, kan yoluyla ve çok sıklıkla da yakın temasla (kan dışındaki vücut sıvıları:tükürük,ter,cinsel organ sıvıları) bulaşır. Derideki bir çatlak yada açık yara ile temas eden bir damla kan yada tükürük bile hastalığın bulaşması için yeterli olabilmektedir. Taşıyıcı anneden bebeğine de doğum esnasında bulaşabilir.
En önemli ve yaygın bulaşma yolu korumalı da olsa cinsel ilişkidir,çünkü ter ve tükürük gibi vücut sıvılarıyla dahi geçişleri olabilmektedir.Kan ve kan ürünlerinin nakli,kirli enjektörlerin kullanımı(ör:uyuşturucu bağımlılarında olduğu gibi hijyenik olmayan şartlarda ortak kullanılan enjektörlerle),yeterli sterilizasyonun yapılmadığı cerrahi girişimler, kuaför ve berberlerdeki iyi sterilize edilmemiş manikür ve pedikür setleri, tıraş bıçakları, makaslar, steril olmayan aletlerle yapılan sünnet,kulak delme işlemleri ve ortak kullanılan diş fırçaları Hepatit B virüsünün bulaşmasına sıklıkla aracılık etmektedir.
“Hepatit B Taşıyıcılığı” Ne Demektir ?
Bu virüs ile temas eden her 10 bebekten 9’u ve her 10 erişkinden 1’i belirli bir süre sonunda (>>6 ay) mikrobu vücudundan atmayı başaramazsa yaşam boyu taşıyabilecek ve insanlara yayacaktır. Ancak taşıyıcılarda hastalık durumu farklılık gösterebilmektedir. Karaciğerlerinde oldukça ağır hasarın ortaya çıktığı bireylerde, yıllar sonra Karaciğer Yetmezliği, Siroz ve Karaciğer Kanseri görülebilmektedir. Kronik hepatitlilerin %25’i Primer Karaciğer Kanseri ve Siroz nedeniyle ölmektedir. Hepatit B Primer Karaciğer Kanserlerinin %60-80’inden sorumludur. Ve karaciğer kanserleri kanser ölümleri içinde ilk 3 sırada yer almaktadır. Hepatit b virüsü sigaradan sonra bilinen en yaygın kanserojendir(kanser nedenidir).
HEPATİT Hastalığı için ortalama 4 ay kadar kullanılması gereken bitkiler hazırlanmakta ve bu hastalık tamamen geçmektedir
Hepatit B bulaşıcı bir hastalıktır ve ülkemizde çok önemli bir sağlık sorunudur.
BİTKİLER
HEPATİT Hastalığı için ortalama 6 ay kadar kullanılması gereken bitkiler hazırlanmakta ve bu hastalık tamamen geçmektedir
Türkiye’de bugün her 3 kişiden yaklaşık 1’i Hepatit B virüsü ile karşılaşmıştır. Yine her 10 kişiden 1’i Hepatit B virüsünü taşımakta ve bulaştırmaktadır. Hastaların % 75-80 inde herhangi bir belirti vermeksizin gelişir, taramalarda ve kan bağışlarında yapılan tetkiklerde tesadüfen tespit edilir. Kuluçka süresi 2-6 ay arasında değişmektedir. Bu süreler sonunda gözlenebilen hastalık belirtileri ;
Aşırı halsizlik ve yorgunluk hissi
İştah kaybı
Bulantı
Kusma
Deride ve göz aklarında sararma
İdrar renginde koyulaşma
Karın ağrısı
Karaciğer bölgesinde hassasiyet , olarak özetlenebilir.
Hepatit B virüsü bulaştıktan sonra üç yol izler:
Kişinin immün sistemi (bağışıklık sistemi) kuvvetli ise vücudunda virüse karşı antikor denilen koruyucu maddeler oluşur ve belirli bir düzeyde kalır,artık kişi doğal olarak aşılanmıştır, tam şifa ile iyileşmiştir.Ömür boyu Hepatit B’den korunacaktır.
Oluşan bu koruyucu antikorlar,eğer ki olması gereken düzeye ulaşamaz ise kişi taşıyıcı olarak kalacaktır,henüz kendisi hasta değildir fakat potansiyel virüs saçıcısıdır,çevresi için hastalığın yayılmasında büyük bir tehlike oluşturur.Özellikle ülkemizde bu anlamda gizli taşıyıcılar çoktur,hastalığın kontrolsüz bulaşmasında en sessiz yolu oluşturur.Taşıyıcılar için risk yıllar sonra başlayabilir.Taşıyıcı kişi karaciğer kanserine aday olabilir veya organ hasarı ile karaciğer yetmezliğine girebilir.
Kişide koruyucu antikorlar hiç oluşamaz,herzaman virüs güçlü durumdadır,vücut virüse yeniktir,karaciğer fonksiyonları bozuktur,karaciğer enzimleri yüksektir,kişi aktif hastadır, hızla karaciğer yetmezliğine gider veya hastalık yıllara yayılır zamanla karaciğer yetmezliğine ya da karaciğer kanserine dönüşür.
Hepatit B’de hedef organ karaciğerdir.
Karaciğer vücudu toksik maddelerden temizleyen,sindirimde görevli safrayı sentezleyip kana veren ,vücutta görevli pek çok taşıyıcı proteinleri sentezleyen ana organdır.Karbonhidrat,yağ ve protein metabolizmasında da çok önemli görevleri vardır.
Bu virüs karaciğer dokusunu oluşturan hücreleri tutar,bu hücreler zamanla fonksiyonlarını yapamaz hale gelir,yukarıda bahsettiğimiz yollara göre karaciğeri zedeleyebilir ve tek tek hücre ölümü başlayabilir,sonrasında karaciğer doku kaybı gelişebilir.Sonuç:GERİYE DÖNÜŞSÜZ ORGAN HASARIDIR.
Hepatit B Nasıl Bulaşır ?
Hepatit B, kan yoluyla ve çok sıklıkla da yakın temasla (kan dışındaki vücut sıvıları:tükürük,ter,cinsel organ sıvıları) bulaşır. Derideki bir çatlak yada açık yara ile temas eden bir damla kan yada tükürük bile hastalığın bulaşması için yeterli olabilmektedir. Taşıyıcı anneden bebeğine de doğum esnasında bulaşabilir.
En önemli ve yaygın bulaşma yolu korumalı da olsa cinsel ilişkidir,çünkü ter ve tükürük gibi vücut sıvılarıyla dahi geçişleri olabilmektedir.Kan ve kan ürünlerinin nakli,kirli enjektörlerin kullanımı(ör:uyuşturucu bağımlılarında olduğu gibi hijyenik olmayan şartlarda ortak kullanılan enjektörlerle),yeterli sterilizasyonun yapılmadığı cerrahi girişimler, kuaför ve berberlerdeki iyi sterilize edilmemiş manikür ve pedikür setleri, tıraş bıçakları, makaslar, steril olmayan aletlerle yapılan sünnet,kulak delme işlemleri ve ortak kullanılan diş fırçaları Hepatit B virüsünün bulaşmasına sıklıkla aracılık etmektedir.
“Hepatit B Taşıyıcılığı” Ne Demektir ?
Bu virüs ile temas eden her 10 bebekten 9’u ve her 10 erişkinden 1’i belirli bir süre sonunda (>>6 ay) mikrobu vücudundan atmayı başaramazsa yaşam boyu taşıyabilecek ve insanlara yayacaktır. Ancak taşıyıcılarda hastalık durumu farklılık gösterebilmektedir. Karaciğerlerinde oldukça ağır hasarın ortaya çıktığı bireylerde, yıllar sonra Karaciğer Yetmezliği, Siroz ve Karaciğer Kanseri görülebilmektedir. Kronik hepatitlilerin %25’i Primer Karaciğer Kanseri ve Siroz nedeniyle ölmektedir. Hepatit B Primer Karaciğer Kanserlerinin %60-80’inden sorumludur. Ve karaciğer kanserleri kanser ölümleri içinde ilk 3 sırada yer almaktadır. Hepatit b virüsü sigaradan sonra bilinen en yaygın kanserojendir(kanser nedenidir).
HEPATİT Hastalığı için ortalama 4 ay kadar kullanılması gereken bitkiler hazırlanmakta ve bu hastalık tamamen geçmektedir
ALT ISLATMA BİTKİSEL TEDAVİ
Çocuklarda altını ıslatma problemi, herkesin bir ölçüde şahit olduğu bir durumdur. Aileler, çocuklarının yaşadığı birçok problemin nedenini anlayamazlar. Nedeni ne olursa olsun, bitkilerden hazırladığımız kürler ile bu rahatsızlık ebediyyen ortadan kalkmaktadır.
Genellikle bir davranışın problem olup olmadığını her zaman kestiremezler ya da bir davranışın neye göre problem olarak kabul edeceklerini bilmezler.
Çocuklarda altını ıslatma davranışı da, ailelerin tam anlayamadıkları, bu yüzden de kontrol altına alamadıkları davranışlardan biridir. Anne, çocuğunu uyandırmaya gittiğinde onun yatağını ıslattığını görmektedir, ya da çocuğunun gün içerisinde okulda altını ıslattığını öğrenmektedir. Kimi anne baba bu davranışın normal olduğu kabul edip kendileri için bir problem teşkil etmediğini kabul etmektedir. Ancak bazı anne babalar ise çocuğun altını ıslatma davranışı karşısında, çocuklarında bir problem olduğu konusunda ciddi bir endişe içine girmektedirler. Ailelerimizde de ebeveynlerin çoğu çocuklarındaki altını ıslatma problemini kabul etmektedir. Bu durum ebeveynler için büyük bir stres kaynağı olmaktadır. Peki, altını ıslatan her çocukta 'Dikkate alınacak bir problem vardır' diyebilir miyiz?
Enurezis (Altını Islatma) nedir?
Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabında (DSM -IV-TR), altını ıslatma (Enurezis); idrarın, yinelenen bir biçimde gün içinde ya da geceleri yatağa ya da giysilere kaçırılması olarak tanımlanmıştır. En az 5 yaşını doldurmuş bir çocuk, en az ardışık 3 ay, haftada iki kez belirtildiği şekilde idrarını kaçırıyorsa ve idrar kaçırması okulda (mesleki) ya da diğer işlevsellik alanlarında önemli bir bozulma yapmışsa, bu çocukta altını ıslatma (Enurezis) problemi vardır denilebilir. Enuresizin üç tipi vardır. Bunlar; idrar kaçırma (1) sadece gece uykusunda, (2) uyanık olduğu durumda ve (3) hem gece uykusunda hem de uyanık olduğu durumda meydana gelir.
(1)Enkoprezis (Dışkı Kaçırma) nedir?
İstemsiz ya da amaçlı olarak, yinelenen bir biçimde dışkının uygunsuz yerlere yapılmasıdır. Bu davranışın bir problem olarak kabul edilmesi için en az üç ay süreyle ayda en az bir kez böyle bir olayın olması ve çocuğun yaşının en az 4 olması gerekir. Ayrıca çocukta, bu duruma neden olacak genel tıbbi bir problemin bulunmuyor olması gerekir. (2)
Ailelerin altını ıslatma ya da dışkı kaçırmaya tepkisi
Ailelerimizin çoğu, çocuklarda bu davranışın bir probleme işaret olduğunu bilmelerine rağmen, çocuklara karşı turasız ve olumsuz tepkiler göstermektedir. Genellikle aileler bir daha yapmasın diye çocuk altını ıslattığında, onu azarlamakta ya da dayağa maruz bırakmaktadır. Bazı aileler de çocuğun bu davranışına, çocuğu sevdiği bir şeyden mahrum bırakarak karşılık vermektedirler. Daha da kötü olan anne ya da babalar, çocuğun psikolojisi üzerinde olumsuz bir etki yarattığını bilmelerine rağmen çocuklarına sert tepki göstermektedir.
Genellikle bir davranışın problem olup olmadığını her zaman kestiremezler ya da bir davranışın neye göre problem olarak kabul edeceklerini bilmezler.
Çocuklarda altını ıslatma davranışı da, ailelerin tam anlayamadıkları, bu yüzden de kontrol altına alamadıkları davranışlardan biridir. Anne, çocuğunu uyandırmaya gittiğinde onun yatağını ıslattığını görmektedir, ya da çocuğunun gün içerisinde okulda altını ıslattığını öğrenmektedir. Kimi anne baba bu davranışın normal olduğu kabul edip kendileri için bir problem teşkil etmediğini kabul etmektedir. Ancak bazı anne babalar ise çocuğun altını ıslatma davranışı karşısında, çocuklarında bir problem olduğu konusunda ciddi bir endişe içine girmektedirler. Ailelerimizde de ebeveynlerin çoğu çocuklarındaki altını ıslatma problemini kabul etmektedir. Bu durum ebeveynler için büyük bir stres kaynağı olmaktadır. Peki, altını ıslatan her çocukta 'Dikkate alınacak bir problem vardır' diyebilir miyiz?
Enurezis (Altını Islatma) nedir?
Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabında (DSM -IV-TR), altını ıslatma (Enurezis); idrarın, yinelenen bir biçimde gün içinde ya da geceleri yatağa ya da giysilere kaçırılması olarak tanımlanmıştır. En az 5 yaşını doldurmuş bir çocuk, en az ardışık 3 ay, haftada iki kez belirtildiği şekilde idrarını kaçırıyorsa ve idrar kaçırması okulda (mesleki) ya da diğer işlevsellik alanlarında önemli bir bozulma yapmışsa, bu çocukta altını ıslatma (Enurezis) problemi vardır denilebilir. Enuresizin üç tipi vardır. Bunlar; idrar kaçırma (1) sadece gece uykusunda, (2) uyanık olduğu durumda ve (3) hem gece uykusunda hem de uyanık olduğu durumda meydana gelir.
(1)Enkoprezis (Dışkı Kaçırma) nedir?
İstemsiz ya da amaçlı olarak, yinelenen bir biçimde dışkının uygunsuz yerlere yapılmasıdır. Bu davranışın bir problem olarak kabul edilmesi için en az üç ay süreyle ayda en az bir kez böyle bir olayın olması ve çocuğun yaşının en az 4 olması gerekir. Ayrıca çocukta, bu duruma neden olacak genel tıbbi bir problemin bulunmuyor olması gerekir. (2)
Ailelerin altını ıslatma ya da dışkı kaçırmaya tepkisi
Ailelerimizin çoğu, çocuklarda bu davranışın bir probleme işaret olduğunu bilmelerine rağmen, çocuklara karşı turasız ve olumsuz tepkiler göstermektedir. Genellikle aileler bir daha yapmasın diye çocuk altını ıslattığında, onu azarlamakta ya da dayağa maruz bırakmaktadır. Bazı aileler de çocuğun bu davranışına, çocuğu sevdiği bir şeyden mahrum bırakarak karşılık vermektedirler. Daha da kötü olan anne ya da babalar, çocuğun psikolojisi üzerinde olumsuz bir etki yarattığını bilmelerine rağmen çocuklarına sert tepki göstermektedir.
DAMAR TIKANIKLIĞI BİTKİSEL TEDAVİ
Damar tıkanıklığı, kalpde, bacaklarda, beyinde kılcal damarlarda olabilir. Ve bu hastalık hayatımızı zehirde edebilir. Ama az bilinen bir şey var ki oda bitkilerle Damar Tıkanlıkları tamamen geçirilebiliyor. Yıllardır bir çok kişi bu rahatsızlığında şifalı bitkilerden faydalanarak kurtulabiliyor. Sizin demi böyle bir sorununuz var?
KORONER ARTER
Kalbi saran ve besleyen damar sistemi.
KORONER ATHEROSKLEROZ
Damar duvarlarında lipit plakların kısmi veya tam tıkanıklığa neden olmasına denir. Her yıl Amerika’ da 1 milyon insanda atheroskleroz teşhis edilmektedir. Türkiye’ de de koroner arter hastalığından ölüm tüm ölüm nedenleri içinde birinci sırada bulunmaktadır.
EKG
Kalbin elektriksel aktivitesinin kaydıdır. Cilde yapıştırılan elektrotlar aracılığı ile grafik olarak kaydedilen dalga formudur. EKG kalp hızı, ritmi ve fonksiyonu, kalp kasına yetersiz kan ve oksijen gidişini gösteren iskemi olarak adlandırılan hasar ve kalp yapısındaki anormallikler hakkında bilgi verir.
KARDIYAK SIKLUS
Kardiyek siklus bir kalp atışından diğerinin başlangıcına kadar geçen süredir. Siklüs diastol ( kalbin gevşeme fazı ) ve sistolü ( kalbin kasılma fazı ) içerir.
KAN BASINCI
Kalpten atılan kan miktarı ( kardiyak output ), arter duvarlarının gerginliği ( vasküler rezistans ), kanın volüm ve viskositesi kan basıncını belirliyen parametrelerdir. Kan basıncı tayininde iki sayı vardır. Yüksek olan sistolik kan basıncı ( kalp kasılması sırasında arterlerdeki basınçtır), ikinci veya düşük olan diastolik basınç ( kalp gevşeme fazında arterlerdeki basınç). Normalde sistolik basınç yüksek olan sayıdır. EECP tedavisi sırasında diastolik basınç artar ve sistolik basınç azalır. Diastolik basınç sistolik basıncı geçer.
ANGINA ( Güğüs ağrısı )
Kalp damar hastalığının ( koroner damar ) an sık görünen belirtisidir. Genellikle güğüs üstünde olan baskı tarzında ağrı şeklidir. Ağrı çoğu zaman fiziksel, duygusal veya zihinsel atresin ardından ortaya çıkar. Bazen hastalar nefes darlığı, aşırı yorgunluk, baygınlık hissi, kolda , çenede ağrı gibi belirtilerle de başvurabilirler. Bunlarda angina eşiti belirtiler olarak değerlendirmeye alınırlar.
ANGINA’YA NEDEN OLAN FAKTÖRLER
Angina kalp kasının oksijenlenmesinin ve kanlanmasının yetersiz olduğunun bir göstergesidir.
Kalp gördüğü iş yüküne bağlı olarak zengin kanlanmaya ihtiyaç duyar bunu da koroner damar aracılığı ile sağlar. Eğer koroner damarlarda daralma veya tıkanma olursa kalbe giden oksijen miktarı önemli oranda azalır. Kalbin oksijene olan ihtiyacı egzersiz sırasında, ateşli hastalıklarda, hipoglesemi ( kan şekerinin düşüklüğü ), yemek sonrası, duygusal streslerde artar.
ANGINA GÜNLÜK YAŞAMI NASIL ETKİLER ?
Birçok hastada efor kısıtlaması görülür. Örneğin; düz yolda yürüyebilirken yokuş çıkamazlar, paket taşıyamazlar. Angina günlük aktiviteyi kısıtlar, fonksiyonel kapasiteyi düşürür ve yaşam kalitesini düşürür.
ANGINADAN NASIL KORUNULUR ?
Koroner arter hastalığından korunmak için risk faktörlerinin kontrol altında tutulması gereklidir. Kontrol altında tutulabilecek risk faktörleri yüksek tansiyon, şeker hastalığı, yüksek kolesterol seviyesi, fazla kilo, egzersizden uzak bir yaşamdır
KORONER ARTER
Kalbi saran ve besleyen damar sistemi.
KORONER ATHEROSKLEROZ
Damar duvarlarında lipit plakların kısmi veya tam tıkanıklığa neden olmasına denir. Her yıl Amerika’ da 1 milyon insanda atheroskleroz teşhis edilmektedir. Türkiye’ de de koroner arter hastalığından ölüm tüm ölüm nedenleri içinde birinci sırada bulunmaktadır.
EKG
Kalbin elektriksel aktivitesinin kaydıdır. Cilde yapıştırılan elektrotlar aracılığı ile grafik olarak kaydedilen dalga formudur. EKG kalp hızı, ritmi ve fonksiyonu, kalp kasına yetersiz kan ve oksijen gidişini gösteren iskemi olarak adlandırılan hasar ve kalp yapısındaki anormallikler hakkında bilgi verir.
KARDIYAK SIKLUS
Kardiyek siklus bir kalp atışından diğerinin başlangıcına kadar geçen süredir. Siklüs diastol ( kalbin gevşeme fazı ) ve sistolü ( kalbin kasılma fazı ) içerir.
KAN BASINCI
Kalpten atılan kan miktarı ( kardiyak output ), arter duvarlarının gerginliği ( vasküler rezistans ), kanın volüm ve viskositesi kan basıncını belirliyen parametrelerdir. Kan basıncı tayininde iki sayı vardır. Yüksek olan sistolik kan basıncı ( kalp kasılması sırasında arterlerdeki basınçtır), ikinci veya düşük olan diastolik basınç ( kalp gevşeme fazında arterlerdeki basınç). Normalde sistolik basınç yüksek olan sayıdır. EECP tedavisi sırasında diastolik basınç artar ve sistolik basınç azalır. Diastolik basınç sistolik basıncı geçer.
ANGINA ( Güğüs ağrısı )
Kalp damar hastalığının ( koroner damar ) an sık görünen belirtisidir. Genellikle güğüs üstünde olan baskı tarzında ağrı şeklidir. Ağrı çoğu zaman fiziksel, duygusal veya zihinsel atresin ardından ortaya çıkar. Bazen hastalar nefes darlığı, aşırı yorgunluk, baygınlık hissi, kolda , çenede ağrı gibi belirtilerle de başvurabilirler. Bunlarda angina eşiti belirtiler olarak değerlendirmeye alınırlar.
ANGINA’YA NEDEN OLAN FAKTÖRLER
Angina kalp kasının oksijenlenmesinin ve kanlanmasının yetersiz olduğunun bir göstergesidir.
Kalp gördüğü iş yüküne bağlı olarak zengin kanlanmaya ihtiyaç duyar bunu da koroner damar aracılığı ile sağlar. Eğer koroner damarlarda daralma veya tıkanma olursa kalbe giden oksijen miktarı önemli oranda azalır. Kalbin oksijene olan ihtiyacı egzersiz sırasında, ateşli hastalıklarda, hipoglesemi ( kan şekerinin düşüklüğü ), yemek sonrası, duygusal streslerde artar.
ANGINA GÜNLÜK YAŞAMI NASIL ETKİLER ?
Birçok hastada efor kısıtlaması görülür. Örneğin; düz yolda yürüyebilirken yokuş çıkamazlar, paket taşıyamazlar. Angina günlük aktiviteyi kısıtlar, fonksiyonel kapasiteyi düşürür ve yaşam kalitesini düşürür.
ANGINADAN NASIL KORUNULUR ?
Koroner arter hastalığından korunmak için risk faktörlerinin kontrol altında tutulması gereklidir. Kontrol altında tutulabilecek risk faktörleri yüksek tansiyon, şeker hastalığı, yüksek kolesterol seviyesi, fazla kilo, egzersizden uzak bir yaşamdır
Kaydol:
Yorumlar (Atom)