grip için ilaçsız tedavi

Grip ve soğuk algınlığında tedaviye ne zaman başlanması gerektiği ancak hasta oldugumuzda aklımıza gelir. Yaşadığınız o can sıkıcı belirtilerin bir kısmı doğal iyileşme sürecinin bir işareti ve savunma sisteminin hastalıkla mücadele ettiğinin kanıtıdır. Mesala ateş, bedeninizin mikropları normalden daha sıcak bir ortamda öldürmeye çalışması nedeniyledir. Normalden daha sıcak bir ortam mikropları öldüren proteinlerin kana daha çabuk ve etkili yayılmasını sağlar. Dolayısı ile orta dereceli bir ateşe bir iki gün tahammül ederseniz daha çabuk iyileşirsiniz. Aynı şekilde öksürük de iltihaplı balgamı dışarı atarak hastalığın akciğerde yerleşmesini engeller. Burun açan ilaçlar da bu bölgedeki kan damarlarını büzüştürerek kan akışını azaltır; bu da mikroplarla savaş için sıcak olması gereken burun ve boğazın soğumasına sebep olur.
Burnumuzu düzenli olarak temizleyerek salgıları geri yutmamak önemlidir. Fakat bunu yaparken çok zorlayarak mikrobun orta kulağa taşınmasına sebep olmamak gerekir. Bunun yanında tuzlu su ile burnun temizlenmesi hem tıkanıklığı açar hem de virus yada bakterileri ortamdan uzaklaştırır. Tuzlu su şu şekilde hazırlanabilir; 1 su bardağı ılık suyun içine ½ çay kaşığı tuz ve ½ çay kaşığı karbonat eklenir. Eritildikten sonra sıra ile her iki burun deliği bir damlalık yada burun pompası yardımı ile yıkanır.
Vücudu sıcak tutup istirahat etmek ona tüm enerjisini hastalıkla savaşmaya yöneltme fırsatı verir. Bir battaniyeyi üzerinize çekip yatmak yapacağınız en doğru harekettir. Bununla birlikte içeceğiniz sıcak içecekler tıkanıklıkların açılmasına yardımcı olur, susuz kalıp kurumanızı engeller, boğazınızı yumuşatır. Eğer burnunuz boğazınız tıkalıysa gece rahat bir uyku uyuyamazsınız. Papatya, nane, kuşburnu gibi bir bitki ile hazırlanan çayın içine bir tatlı kaşığı bal katıp tatlandırın; eğer içki içiyorsanız dört çorba kaşığı konyak ekleyin, içmiyorsanız yarım limon sıkın. Bunu yatmadan önce sıcak olarak içmek sizi rahatlatacaktır. Bu içeceğin oda ısısına gelmiş halini garagara için de kullanabilirsiniz. Sıcak buharlı bir duş almakta aynı şekilde üst solunum yollarını rahatlatarak, kaslarınızı gevşeterek iyileşmenize yardımcı olur.

Tahriş olmuş burun deliklerinin etrafına mentol, okaliptus yada kafur içeren merhemler sürmek hem burunu açar hem de tahrişi düzeltir. Bunların hepsinin de hafif yüzeyel uyuşturucu etkisi vardır; bu da burun çevresindeki acıyı geçirmekte faydalıdır. Sıcak yada soğuk uygulamak dolmuş sinusleri bir ölçüde rahatlatmakta faydalıdır. Bunun için buz torbaları yada sıcak su termoforları kullanılabilir. Fakat aşırı sıcak yada soğuğun cildi yaralamasına izin vermemek gerekir.


Gece rahat nefes almak için her zaman yatılandan daha yüksek yastıkla yatılması solunum yollarının açık kalmasına yardımcı olur. Bunun yanında mutlaka gerekmiyorsa hasta insanlar uçak yolculuğundan kaçınmalıdır. Uçuş sırasındaki basınç değişiklikleri hastalığın iyileşmesini geciktirip zorlaştırabilir. Uçmak çok gerekiyorsa üst solunum yolunu rahatlatıcı ilaçlar kullanmak yada sakız çiğneyip sık sık yutkunmak alınabilecek önlemlerdir.
Bazı yiyeceklerin grip ve soğuk algınlığı ile savaşta faydalı olduğu bilinir;
Bu gıdalardan bazıları aşağıdaki şekilde sıralanabilir;

• Çay: Siyah yada yeşil çayın içinde cathecin denilen fitokimıyasal madde vardır. Doğal bir antibiyotik ve ishal durdurucu olarak bilinir
•Dolmalık Biber: C vitamini deposudur.
•Kırmızı Biber: Salgıları yumuşatır
•Hardal ve yabanturpu: Solunum yollarındaki salgıları yumuşatır.
•Yabanmersini: İshali durdurur, ağrıları azaltır, ateşi düşürür
•Turunçgiller: C vitamini deposudur
•Kızılcık: Mikropların idrar yoluna geçmesini engeller
•Pirinç: İshali azaltır
•Soğan: Bronşit ve diğer enfeksiyonları giderdiği söylenen kimyasallar vardır.
•Muz: Mideyi rahatlattığı bilinir

Tavuk suyuna sıcak çorbanın grip tedavisindeki hikmeti sıcak olmasından, sulu olamasından, kolay sindirilebilmesinden, içinde bol miktarda değerli besinin bulunmasından gelir. Ama en önemlisi annemiz, babamız yada eşimiz tarafından o hastalık halinde en ihtiyaç duyduğumuz sevgi ve ilgi ile hazırlanmış olmasıdır.

erkeklerde kısırlık tedavisi

Çiftlerin yaklaşık %15'inde görülen çocuk sahibi olabilme sorununda, sadece erkeğe bağlı faktörler %20 olup, ayrıca yaklaşık %40 vakada da erkekteki sorun, çiftin çocuğunun olmamasına katkıda bulunmaktadır.. Böylelikle, çocuk sahibi olmakta zorluk yaşayan çiftlerin % 50-60'ında, erkekteki bir sorunun kısmen de olsa sebepler arasında yer aldığı söylenebilir. Erkekte kısırlıkla ilgili sorunlar, çok büyük bir çoğunlukla yapılan sperm tahlilinden anlaşılabilirse de, bazı durumlarda özel tetkikler gerekebilir.

Yukarıdaki oranlar göz önünde bulundurulduğunda çocuk sahibi olmakta zorlanan her çiftin erkeğinin, eşi ile eş zamanlı olarak bir Ürolog-Androlog tarafından değerlendirilmesi gerekliliği açıkça ortaya çıkar. Erkek kısırlığına, bazıları ilaç veya ameliyatla tedavi edilebilen, bazıları tedavi edilemeyen, bazıları ise tanımlanamayan çok değişik etkenler sebep olabilmektedir. Tedaviler sonucu birçok erkeğin sorunu giderilerek normal cinsel ilişki ile çocuk sahibi olmaları sağlanabilmektedir. Tedavisi olmayan durumların saptanması halinde ise, çift gereksiz tedavilerin ekonomik yükü ve stresinden kurtarılabilir.
Erkek kısırlığı, bazı hallerde altta yatan ve hayatı tehdit eden ağır bir hastalığın da ilk bulgusu olabilir.

Genetik sorunlardan kaynaklanan kısırlık vakalarında, tüp bebek uygulamaları sonucu elde edilecek çocuğun sağlığını etkileyecek genetik anomaliler de saptanabilir. Kısırlık açısından erkeğin değerlendirilmesi, ilk aşamada Ürolog-Androlog ile yapılan bir görüşme ve doğru şartlarda verilerek, W.H.O. ( Dünya Sağlık Örgütü ) kriterlerinde değerlendirilen iki adet spermiogram tetkiki ile başlatılır. Ülkemizde birçok alanda olduğu gibi, laboratuar tetkiklerinde ve özellikle Androloji alanındaki tetkiklerde de büyük bir çoğunlukla belirli standartların uygulanmaması, incelemenin kalite kontrol altında yapılmaması, uygun olmayan şartlarda verilen spermin doğru protokollerle değerlendirilmemesi yapılan kısırlık tetkiklerinin önemli oranda yanıltıcı sonuçlar vermesine sebep olmaktadır.

Bu ilk basamak değerlendirmede gerek görüşme, gerekse muayene veya sperm testinde sorun belirlenmesi halinde daha detaylı tetkiklere geçilecektir. Bu tetkikler spermle yapılan daha detaylı tetkikler, hormon analizleri, ultrasonografi ve bazı diğer radyolojik ve genetik testler olabilir. Yapılan tetkiklerin tamamlanması sonucu erkeğin sperm sayı, hareketlilik ve kalitesini arttırarak, dölleme kapasitesini yükseltecek tedavilere geçilir. Bu aşamada, eşin tetkiklerini yapan Jinekolog ile konsülte edilerek çiftin en kolay, ekonomik ve doğal yoldan çocuk sahibi olabilmesi için uygulanacak tedavi basamakları saptanır.

Kısırlık sorunu olan erkeklerin bir kısmı, eksikliği saptanan hormonların yerine konması veya ilaç tedavisi ile uygun hormonal yapısı olan hastalarda sperm üretiminin arttırılması ile tedavi edilebilir. Sperm tahlilinde hiç sperm hücresine rastlanmayan hastalar detaylı tetkikler ile değerlendirilerek testislerde sperm üretimi olup olmadığı veya spermin geçtiği kanallarda tıkanıklık varlığı araştırılır. Testislerinde sperm üretimi olduğu halde, spermiogram tetkiklerinde hiç sperm hücresine rastlanmayan hastaların birçoğunun özel mikrocerrahi veya endoskopik yöntemlerle tedavi edilerek normal cinsel ilişki yolu ile çocuk sahibi olmaları sağlanabilir. Ayrıca toplumdaki erkeklerin %15'inde ve kısırlık tanısı ile müracaat eden erkeklerin %40'ında saptanan varikosel ( testis damarlarında genişleme, varisleşme ), sperm üretimini bozan en önemli etkenlerden biridir. Varikosel, testislerde ısı artışı ve toplardamarlardaki kullanılmış kanın testise geri akımı sonrası testis içi mikro-dolaşımı etkileyerek sperm üretimini bozar.

Değişik ağırlık derecelerinde görülebilen varikoselin, tanısı muayene ile ve çeşitli radyolojik tetkiklerle konulabilir. Bu konuda uzman bir kişinin muayenesi ile saptanmayan sadece doppler ultrasonografi ile gösterilen varikoselin ameliyatının herhangi bir faydasının olmadığı gösterilmiştir. Bazen ağrı sebebi de olabilen varikosel, genelde bir sağlık sorunu olmayıp sadece çocuk sahibi olmak isteyen erkeklerde saptandığı takdirde önem taşır. Ergenlik çağında başlayan varikosel testislerin gelişmesine de engel olabilir, bir an önce tedavisi gereklidir. Varikosel, sperm üretimine olan etkisini yıllar içerisinde gösterir. Ülkemizdeki gibi erkeklerin genç yaşta evlenmesi halinde varikoselden çok fazla etkilenmeden bir çocuk sahibi olabildikleri, daha sonraki yıllarda ise ikinci bir çocuk sahibi olmayı istediklerinde yıllar içinde artarak süregelen varikosel etkisi nedeni ile ikinci çocuğa sahip olamamaları da sık görülen bir durumdur. Varikosel mikrocerahi yöntemler kullanılarak, başarı ile tedavi edilebilen; en sık rastlanan erkek infertilitesi sebebidir. Tanısı doğru olarak konulan ve mikrocerrahi yöntemlerin başarılı uygulaması ile tedavi edilen varikosel vakalarında spermiogram değerlerinde %80'in üzerinde istatistiki anlamlılık gösteren düzelme sağlanır. Bu hastaların % 40-50'si başka bir tedavi gerektirmeden çocuk sahibi olabilirler. Geri kalanların önemli bir kısmı ise rahimiçi aşılama (IUI) gibi, tüp bebek uygulamasından daha kolay ve ekonomik bir yöntemden faydalanabilir düzeye ulaşacaklardır. Ayrıca, tüp bebek ve mikroenjeksiyon tekniklerinde de sperm hücrelerinin dölleme yeteneğini azaltan varikoselin ortadan kalkmasıyla başarı oranlarının artabileceği bilinmektedir. Kısırlık sorunu olan erkeklerde, varikosel teşhisinin gerek muayene ve doppler ultrasonografi yöntemlerinin hatalı uygulanmaları sonucu gerekse ticari kaygılar ile gereğinden fazla konulduğunu bilmekteyiz. Özel mikrocerrahi tekniklerin kullanılmasıyla gerçekleştirilen bu hassas operasyon yerine uygulanan diğer eski teknikler ve başarısız uygulamalar sonucu varikosel ameliyatı geçiren hastaların yaklaşık %40'ında varikosel ortadan kalkmamakta bir kısmında ise düzeltilmesi mümkün olmayabilecek daha ciddi sorunlar ortaya çıkabilmektedir. Fayda oranı %80 lerin üzerinde olan varikosel ameliyatının gereksiz ve başarısız uygulamaları sonucu bu oran %20 lere dek inmiştir. Bu nedenle ameliyat önerilen kişilerin konuyu etraflıca tetkik ederek uzmanlar ile konsülte etmeleri uygundur.

Çeşitli ilaç tedavileri, mikrocerrahi veya endoskopik müdahaleler sonucu normal cinsel ilişki ile çocuk sahibi olamayan fakat yeterli düzelme sağlanan vakalarda rahimiçi aşılama yöntemi, özellikle PAF-IUI ilk seçilecek yardımlı üreme tekniğidir. Tüp bebek-mikroenjeksiyon yöntemlerine göre daha basit, ekonomik, komplikasyonsuz ve benzer başarı oranlarına sahip olan bu yöntemde eşin adet döneminde daha fazla yumurta üretmesi ilaçlarla sağlanır ve uygun zamanda erkek laboratuarda sperm verir. Erkeğin verdiği spermlere uygun fizik ve kimyasal ortamlarda hareketlilik kazandırılır, dölleme yeteneğine sahip olabilecekler seçilerek uygun ortamda iletildikleri Jinekolog tarafından rahim içine özel bir kanül ile enjekte edilir. Bu yöntemde her denemede yaklaşık %20-25 hamilelik şansı vardır ( tamamen normal insanlarda adet dönemi başına hamilelik şansı %35'tir ). Bu kolay ve ekonomik yöntem, eşin takibi ve sperm hazırlama işlemlerinin doğru şekilde uygulanmasıyla 4 adet dönemi süresince denenmelidir. Bu yöntemden sonuç alamayan veya bu yönteme uygun spermiogram değerlerine sahip olmayan erkekler için son çare bir tüp bebek yöntemi olan ICSI ( Intra Cytoplasmic Sperm Injection ) uygulanmasıdır. Mikroenjeksiyon adı da verilen bu pahalı ve zor yöntem tüm sakıncalarına rağmen eskiden çocuk sahibi olamayacağı düşünülen fakat testislerinde çok az sayıda da olsa spermi olan erkekler için bir şans doğmasını sağlamıştır. Son zamanlarda hiç sperm hücresi olmayan erkekler için de kopyalama ve diğer hücrelerden döl hücresi elde etme gibi ümit vaad eden çalışmalar yapılmaktadır.

reflü tedavisi

Tıbbi adı Stretta ama halk arasında balonla reflü tedavisi olarak biliniyor. İlaç ve ameliyat arasındaki bu yöntem; kolay uygulanabilir olması, hastanın şikayetlerini azaltması ve maliyetinin düşük olması nedeniyle Türkiye'de hızla yayılıyor.. Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroentoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erol Avşar reflü tedavisiyle ilgili soruları yanıtladı:Reflü tedavisinde en yeni tedavi nedir? Reflünün dört farklı tedavi yöntemi var: Hayat tarzı, ilaç, endoskopik yöntemler ve ameliyat. Dünyada reflü tedavisinde ilk olarak ilaçlar geliştirildi. Sonra açık ve kapalı ameliyatlar uygulandı. Son beş-altı yılda ise endoskopik yöntemler dünyada tıp literatürüne girdi.Endoskopik yöntemler önce domuzlarda ve köpeklerde uygulandı. Umut veren sonuçlar alındığı için yavaş yavaş insan çalışmaları yapıldı. Bir adım ileri gidilerek karşılaştırılmalı çalışmalar yapıldı. Hangi tedavinin daha etkili olduğu karşılaştırıldı. Sonuçta son beş-altı yılda dört farklı endoskopik yöntem geliştirildi. Bunlardan iki tanesi ise yıllar içinde geri çekildi. Elimizde kala kala iki yöntem halen uygulanabiliyor. Ülkemizde kullanılabilen yöntemin adı; 'Stretta'. Diğer yöntem ise henüz yaygın kullanılmıyor.

Yakarak tedavi ederStretta reflüyü radikal olarak başka bir tedaviye ihtiyaç duymadan hemen tedavi edebiliyor mu? Stretta ucunda dört adet nikel iğneyle kaplı bir balon. Otuz dakikalık bir işlemle hasta uyutulur. Hastanın yemek borusunun alt ucunda bu balon şişirilir ve belli pozisyonlarda iki dakika süreyle 5 watt radyo frekans dalgaları uygulanır. Böylece yemek borusunun alt ucundaki kapakçıkta radyo frekans dalgalarının yol açtığı bir hasar oluşturulur. O bölgeler yakılır. Bu hasar ve yanık iyileşirken orayı reflü açısından daha dayanıklı hale getirir. Yemek borusu alt ucundaki bu kapakçığın gevşeyerek reflüye neden olması engellenir. İşlem 30 dakika, hasta uyurken yapılıyor, hiçbir dikiş yok. Bu işlemle beynimizin algıladığı, yanma, acıma hissi yok oluyor. Ertesi gün hasta rahatlıkla işine gidebilir. Uygun hastaya yapıldığında, çalışmalara göre ilacı bırakma olasılığı yüzde 80'leri buluyor. Yani Stretta, ilaca bağımlı on hastadan sekizini ilaçtan kurtarıyor. Reflü hastalarında en çok rahatsız eden yanma-ekşime gibi çok ciddi şikayetler bu yöntemle kısa süre kaybolabiliyor.

Ameliyattan kolay!Stretta'nın ameliyattan farkı nedir? Ameliyat ister açık ister kapalı olsun, adı üzerinde ameliyat. En az iki saat sürüyor, dikişli, hasta en az biriki gün hastanede yatıyor. Fiyat olarak da bu yöntemden daha pahalı. Bu yöntem 30 dakikalık bir işlem; ameliyathane, derin anestezi ve hastanın ertesi gün evde oturması gerekmiyor.İlaç ve Stretta'dan bir yarar göremediğiniz hastalara mı ameliyat önerirsiniz? Kronolojik sıraya baktığımızda ameliyat yöntemleri Stretta'dan daha önce uygulandı. Yani Stretta'ya yanıt yoksa ameliyatı önerdiğimizi söyleyemeyiz. Ameliyat da aynen endoskopik yöntemler gibi ilaç tedavisinden bıkmış, gerçekten reflü tanısı olan, ilaçtan fayda gören ama kullanmaktan bıkmış genç hastalara önerilir. Yaşlı hastalara ameliyatı pek önermiyoruz. Hasta gençse, tanısı kesinse ve istiyorsa ameliyat öneriyoruz. Aslında ameliyatın da Stretta'nın da hasta kitleleri aynı.

Önce ilaç tedavisi Hastaya 'sen Stretta'ya uygunsun, sen ameliyata uygunsun' der misiniz? Gelen hastaların hemen hepsine öncelikle ilaç tedavi uygularız. Ancak tekrar ediyorum eğer hasta gençse, teşhis kesin doğruysa, ilaçtan daha çok yararı varsa, ilaç kullanmaktan bıktıysa, hasta arayıştaysa bu iki yöntemden bahsediyoruz.Stretta mı, ameliyat mı kararını doktor mu vermeli, hasta mı? Belirtilen şartları taşıyan hastaya iki yöntemden de bahsediyoruz. Hasta ameliyatı tercih ederse, hastayı bu konuyla uğraşan reflü cerrahı ile konsülte ediyoruz. Mutlaka ameliyattan önce manometre ve pH incelemelerini yapıyoruz. Ameliyat kararını bir kişinin vermesi doğru değil, üç kişi beraber karar veriyoruz

kısırlık tedavisi

Kısırlık (infertilite) ülkemizde hem önemli bir sağlık sorunu hem de sosyal sorunlardan biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Doğal olarak da kısırlık şüphesi ile sağlık kurumlarına yapılan başvurular oldukça fazladır.

Kısırlık tedavisine başlamadan önce kadın ve erkeğin ayrıntılı bir şekilde araştırılıp altta yatan nedenlerin ortaya çıkarılması gerekir. Bu araştırmalar sırasında önceden farkedilmemiş bazı hastalıklar ve yapısal değişiklikler de ortaya çıkabilmektedir. Bu araştırmalar ayrıca her çift ile durumlarını ve beklentilerini tartışıp bilgilendirme yönünden önemlidir. Kısırlık, bazı yörelerde sadece kadına ait bir sorun gibi kabul edilmektedir. Oysa, asıl neden kadından, erkekten veya her ikisinden de kaynaklanabilir. Bazen, görünürde herşeyin normal olduğu çiftlerde bile gebelik oluşmayabilir. Yapılacak tedaviler ise nedenlere göre planlanır. Bazen, başka bir hastalık kısırlığa neden olabilir ve bu durumun tedavisi ile kısırlık durumu ortadan kalkar.
Kısırlık başlığı altında klasik tedavi olarak nitelenen yöntemde yumurtalıkların doğal halinde takibi veya ilaç ile uyarılması ve uygun zamanda ilişki veya eşinden alınan sperm hücrelerinin rahim içine verilmesi anlaşılır. Bu yöntem aşılama olarak adlandırılır. Aşılama metodunun gebelik şansı oldukça azdır (%8-15) ve pekçok kere tekrarı gerekir.

Klasik tedavi yöntemleri dışında kullanımı gittikçe yaygınlaşan tüp bebek, veya tıbbi adıyla IVF “İn Vitro Fertilizasyon” 1970’li yılların sonlarında denenmeye başlandı ve ilk defa İngiltere’de 1978 de Louise Brown’ın doğumu büyük bir değişimin ilk habercisi oldu. Tüm dünyada tüp bebek uygulamaları hızla arttı, 1994-1995’li yıllardan itibaren dünyada uygulanmaya başlayan icsi veya mikroenjeksiyon yöntemi tüp bebek te bir çığır açtı. Tüp bebek ilk yıllarda daha ziyade rahim kanalları (fallop tüpleri) kapalı kadınlarda uygulama alanı bulurken zaman içinde kanalları kapalı olmayanlarda da uygulanmaya başlandı. İlk yıllarda laboratuar ortamları ve embryo geliştirmek için kullanılan sıvı ortamlar gelişme aşamasında olduğu için gebelik başarısı çok yüksek değildi. Mikroinjeksiyon un uygulanmaya başladığı yıllardan itibaren eşzamanlı olarak embriyoloji laboratuar şartlarında da çok hızlı gelişmeler oldu ve gebelik oranları hızla arttı. Sperm sayısı çok az olan, hatta sperm analizinde hiç hücre bulunmayan ve azospermi dediğimiz erkeklerde gebe kalma şansı hemen hiç yokken, günümüzde icsi yöntemi ve testislerden sperm elde etme yöntemleri (tese, tesa, pesa, mesa, mikrotese) ile bu çiftlerde de çocuk sahibi olma şansı doğdu. Böylece, ülkemizdeki önemli bir sosyal soruna da tüp bebek yöntemleri ile sağlıklı çözümler sunulabildi. Bu gelişmeler yanında, belki daha da önemlisi, ivf çalışmaları, tıpta özellikle embryoloji, moleküler biyoloji, genetik, yeni ilaçların geliştirilmesi, hastalıkların tedavisi gibi konularda araştırmaların yapılmasında itici rol oynadı. Bazı kavramların, görüşlerin değişmesine yol açtı. Bununla bağlantılı olarak, genetik geçişli hastalığı olan çiftlerde embriyo biyopsisi yapılarak sağlıklı embriyo seçimi ile sağlıklı çocuk sahibi olma imkanı elde edildi. Günümüzde, ayrıca, fazladan elde edilen embryoların dondurularak tekrar kullanımı mümkün olmaktadır. Kök hücre araştırmaları ve bu hücrelerin çeşitli hastalıklar için kullanılması imkanı tüp bebekteki gelişmelerle paralellik göstermektedir. Embryo üzerinden elde edilen bilgiler kanser hastalıklarının araştırma ve tedavisine kaynak olmaktadır. Hayvan ve bitkilerle ilgili araştırmalarda da, gıda sektöründe de genetik bilim dalı önemli gelişmelere gebedir.
Sonuç olarak, tüpbebek Türkiye’de yaygın ve etkili bir tedavi yöntemi olarak yerini almıştır. Benim amacım çocuk sahibi olmak isteyen evli çiftlere güvenli ve deneyimli ellerde hizmet vermek, onların mutluluklarını paylaşmaktır.

Gıda Alejisi

Eğer belirli gıdalara alerjiniz varsa bu yiyecekleri sofranızdan kaldırınız. Astımlı kişilerin yaklaşık yüzde 4 ila 8'i lokanta ve marketlerde salataları ve meyveleri taze görünüşlü tutmak için kullanılan sülfitlere karşı duyarlıdır. Bu maddeler aynı zamanda şarap, bira, kuruyemiş, patates ve bazı deniz ürünlerinde de kullanılır. Paketli toz çorbalar da sıklıkla sülfit ihtiva eder, bunun gibi bazı konserve edilmiş yiyecek ve içeceklerde de vardır. Eğer sülfitlere karşı alerjikseniz büyük ihtimalle yedikten birkaç dakika sonra reaksiyon gösterirsiniz.Fakat siz bir hafta önce de çilek yemiştiniz ve hiçbir reaksiyon göstermemiştiniz. Nasıl olur da çileğe karşı alerjik olabilirsiniz?Çoğu yiyecekler hemen derhal reaksiyona yol açar. örneğin bir şey yerseniz ve birkaç dakika içinde diliniz ve dudaklarınız şişerse nedenini belirlemek kolaydır. Bir yiyeceğin, yedikten iki saatten farla zaman geçtikten sonra reaksiyon meydana getirmesi sık rastlanan bir durum değildir.Problemin sebebini belirlemek için kendi kendinize yönlendirebileceğiniz bir eliminasyon rejimine başlayabilirsiniz. Şüphelendiğiniz gıdaları rejiminizden bir iki hafta için çıkarın, ondan sonra bunları gıdanıza her seferinde bir tane olmak üzere ilave edin. Bu şekildeki bir metodun yanılma ihtimali olmadığı söylenemez, çünkü işin içine fizyolojik faktörler kadar psikolojik faktörler de karışır. Eğerbir şahıs bir gıdaya karşı duyarlı olduğunu düşünüyorsa bu inancı allerjik reaksiyona başlayan fakat muhtemelen gerçek bir alerjik reaksiyon olmayan bir tepkiyi başlatmakta rol oynayabilir.Doktorunuz yiyecek alışkanlıklarınızı belirlemek için bir dizi ayrıntılı soru soracaktır; yediğiniz şeyler ve bunların belirtilerle ilişkileri hakkında sorular soracaktır. Sizden, birkaç hafta için yediğiniz her şeyin ayrıntılı bir günlüğünü tutmanız istenebilir. Doktorunuz muhtemel sebepleri belirlemek için bir dizi deri testi de yapabilir. Yiyecek alerjileri konusunda pozitif deri testleri özellikle güvenilir değildir çünkü bir test, yendiği zaman hiçbir reaksiyona sebep olmayan bir madde için pozitif olabilir

Böcek Isırması Alerjisi

* Ürtiker;* Kaşınan gözler;* Boğazda ve göğüste sıkışma duygusu vb.

Böcek ısırma Alerjisinde Belirtiler

Gözlerin.dudakların veya dilin şiddetli şişmesi ile anafilaksi; nefes almayı zorlaştıracak şekilde boğaz şişmesi; öksürme veya hırıltılı nefes alma; ürtiker; konuşma bozukluğu; zihin karışıklığı; kramplar; bulantı ve kusma; anksiyete; bilinç kaybına yol açan şiddetli tansiyon düşmesi

Böcek Isırması Alerjisinde Teşhis

Böcek ısırması alerjisinin belirtileri genellikle, ısırmanın meydana gelmesinden itibaren birkaç dakika sonra ortaya çıkar. Böcek zehirine karşı hafif duyarlı olan kişilerde, ürtiker meydana gelebilir ve sokma yerinde duyulan ağrı ve şiddetli kaşınmaya ek olarak, gözler de kaşınabilir. Olağanüstü duyarlı kişiler şiddetli ürtiker ve anfilaksi gibi daha şiddetli belirtiler gösterebilirler; burada boğazın kasılması, nefes almada zorluğa yol açar; karın ve uterus krampları, bulantı, kusma, baş dönmesi, tansiyonun şiddetle düşmesi, tutarsız davranışlar ve şiddetli anksiyete görüür. Bu kişiler bilinç kaybına da uğrayabilirler.Böcek sokmalarına karşı şiddetli reaksiyonlar 10 ila 20 dakika içinde oluşabilir veya birkaç saat hatta birkaç gün hiç görülmeyebilir. Genelde reaksiyon ne kadar kısa zamanda başlarsa o kadar şiddetli olacaktır. Eğer bir şahıs şiddetli bir reaksiyonun belirtilerinden herhangi birini gösterirse, kendisine derhal adrenalin (epinefrin) tedavisi uygulanmalıdır.Reaksiyon geciktiği zaman sıklıkla serum hastalığı şeklini alır. Belirtiler ateş, mafsal ağrıları, ürtiker ve lenf bezlerinin şişmesidir. Aynı kişi aynı böcek sokmasından dolayı hem ani bir tepki hem de gecikmiş tepki gösterir.Gerçek sebebin (tam sebebin) teşhis edilmesi derhal mümkün olmayabilir fakat bir noktada doktorunuz böceğin sizi nerede soktuğu; böceğin neye benzediği; nasıl hareket ettiği; böcek sokmasının (iğnenin) neye benzediği; ve olayın günün hangi saatinde ve nerede olduğu ile ilgili sorular soracaktır. Teşhisi doğrulamak için doktorunuz olaydan birkaç hafta sonra cilt testleri uygulayabilir.

Böcek ısırması alerjisi nekadar ciddir

Böcek ısırmaları alerjisi hafif alınmamalıdır. Reaksiyonlar, hafiften hayatı tehdit edecek ölçüde şiddetliye kadar değişiklik gösterir. Kendisinin böcek sokmalarına karşı duyarlı olduğunu bilen bir şahıs, herhangi bir böcek sokması durumunda doktor kontrolü altında olmalıdır fakat birçok kişi kendilerini şiddetle duyarlı olduklarını bilmezler ve bunların geçmişte deneyimlerine de her zaman güvenilmez çünkü duyarlılık herhangi bir zamanda ortaya çıkabilir.TEDAVİŞiddetli reaksiyonlar durumunda bir doktor veya acil tıbbi ekip kardiyopulmoner suni teneffüs uygulayabilir. Bazı durumlarda, eğer boğaz hava geçişini engelleyecek kadar sıkışmışsa trakeostomi uygulanır ve bir tüp takılır. Bir adrenalin (epinefrin) enjeksiyonu verilecektir. Güçlü bir doz antihistamik reaksiyonun şiddetini azaltmaya yardım edebilir.Adrenalinle yapılan acil tedavi süresinden daha uzun bir zamanda etki yapan kortikordinoistler sıklıkla, ürtiker ve diğer şişmeleri azaltmak için verilir.Reaksiyon daha az şiddetli olduğu zaman, etkilenen kişi, etkileri asgaride tutmaya, zehiri mümkün olduğu kadar lokalize tutmaya çalışmakla yardım edebilir. İğneyi çıkarınız. Yara üzerine, şişmeyi ve kaşıntıyı hafifletmek için soğuk bir kompres koyun.Böcek ısırması alerjisinin teşhisi konduktan sonra yapabileceğiniz birkaç şey vardır. Bunlardan biri, sizin zarar veren zehire toleransınızı geliştirmek için immünoterapi kullanılabilir. Zehirden küçük miktarlardaki enjeksiyonlar her hafta, siz bir sokma veya ısırıktaki zehiri kaldırabilecek duruma gelinceye kadar verilecektir. Ondan sonra sınırsız bir süre için dört ile altı haftada bir devam dozları alacaksınız.Yapabileceğiniz başka şeyler de vardır. Bu çeşit böceklerden mümkün olduğu kadar sakınmakla işe başlayınız. Arıcılar, kovanlarından vazgeçmelidirler. Bu böcekleri çeken şeylerden de kaçınınız. Bazı böceklere siyah ve kahverengi elbiseler çekici gelir, bunun gibi tatlı parfümler, kokulu sabunlar, güneş yağları ve diğer kozmetikler de böyledir. Beyaz elbise arıların ve benzeri böceklerin ilgisini çekmez. Açık havada olduğunuz zaman ayakkabı ve uzun kollu gömlekler giyiniz. Böceklerin içine kaçmasına izin vermeyecek sıkı elbiseler giyiniz.Arıların ve diğer sokan böceklerin bulunduğu yerlerden kaçınınız. Meyve bahçeleri arıları çeker, bunun gibi çiçek bahçeleri ve yonca bulunan çayır ve bahçeler de çekicidir. Pikniklerdeki ve açık hava toplantı lan ndaki yiyecekler yaban arılarını ve arılan çeker.Eğer kendinizi böcek sokması tehlikesinde hissediyorsanız sakin davranınız. Böcekten uzağa doğru yavaş yavaş ve ani bir hareket yapmaksızın uzaklasınız. Panik içinde yapılan hareket böcekleri ajite etmekle kalır (kışkırtır).Aşırı duyarlıklı kişiler kendilerini, yanlarında an-tihistamin tabletleri ve adrenalin (epinefrin) dolu bir şırınga içeren bir ilk yardım çantası bulundurarak güven altına alabilirler. Doktorunuz siz hastaneye ulaşabilene kadar kullanılmak üzere böyle bir çanta verebilir.

Anafilaksi Bulgu ve belirtiler

Hava geçişlerinin sıkışması, bunlar arasında boğaz şişmesi ve bunun sonucunda nefes alma zorluğu vardır;• Tansiyonun şiddetle düşmesine bağlı şok• Süratli nabız• Kaldiyovöaskilür kolaps• Ürtiker ve angiyoedema• Bulantı kusma veya ishal*Baş dönmesi, zihin bulanıklığı, konuşma bozukluğu veya aşırı anksiyete.Anafilaksi en şiddetli ve korkutucu alerjik tepkidir. Buna rağmen her yıl birkaç yüz Amerikalı bu reaksiyondan ölmektedir.Anafilaksi çok sayıda değişik antijene karşı bir antikor tepkisidir. Anafilaktik reaksiyon sistemiktir; bunun anlamı bu reaksiyonun tahriş bölgesi ile sınırlı olmayışıdır. Hafif bir reaksiyon sadece genel ürtiker ve şiddetli kaşıntıya yol açabilir. Şiddetli bir reaksiyon hayatı tehdit eder çünkü en tipik semptomu bronştaki veya boğazdaki hava geçitlerinin veya her ikisinin birden sıkışmasıdır. Bunun yanında sıklıkla şok durumu görülür -bu, tansiyonda ani bir düşme, süratli nabız ve bununla birlikte solgunluk,zihin bulanıklığı, bilinç kaybı ve kardıyovas*uer kolaps görülebilir. Bunlar eğer derhal tedav eo-mezse ölüme yol açabilir.Bu tepkiye hemen hemen herhangi bir aiiene-sebep olabilir; Böcek zehirleri, polenler, bazı aşlarda kullanılan at serumu belirli yiyecekler, penısıiır aspirin, ensülin gibi ilaçlar ve bazı röntgen prosedürlerinin bir parçası olarak enjekte edilen kontrast maddeleri dahildir.Anafilaktik tepki, bir allerjenle karşılaşıldığında birkaç saniye veya birkaç dakika sonra başlayan süratli bir tepkidir. Anafilaksi bazı böcek sokmalarından ve ısırmalarından sonra ve belirli ilaçların damar içine zerk edilmesinden sonra daha sıklıkla meydana gelir. Polenlerin anafilaktik tepkiye sebep oldukları çok nadirdir. Yer fıstığı, fındık, ve kabuklu deniz ürünleri gibi belirli gıdalarda öldürücü reaksiyonlara neden olabilirler.Hafif bir reaksiyon gösteren bir kişi bundan sonraki karşılaşmasında şiddetli bir tepki gösterebilir. Bir kişi daha önce uyarlı olmuş olsun veya olmasın herhangi bir zamanda aşırı duyarlı hale gelebilir.

Anafilaksi Tedavi

Anafilaksi için tedavi standart tedavi adrenalin (epinefrin) enjeksiyonudur; bu kan damarlarını ve hava yollarını açar. Bazen hayat kurtarıcı tedbirler olarak, kardiyovasküler suni teneffüs ve acil trakeos-tomi gerçekleştirilmek zorunda kalınabilir

Alternatif Kanser Tedavisi

Alternatif uygulamalar, hastalığın sebeplerine yöneliktir. Temel felsefe, hastalığa neden olan dengesizliğin düzeltilmesi ile kişinin hastalığı yenmesini sağlamaktır. Oysa Modern tıp yada diğer bir deyişle Ortodoks tıp, sonuca yöneliktir. Özellikle kanserde bu böyledir. Örneğin kemoterapi ve radyoterapi( burada kullanılan "terapi" sözcüğü bence yanlıştır -Op. Dr. İlhami Güneral.) tümör ve onu oluşturan kötü huylu-mutasyona uğramış- hücreleri yok etmeye yöneliktir. Ancak bu arada, sağlıklı hücreler ve organlar da bu uygulamadan nasiplerini fazlasıyla alırlar. Bilindği gibi sağlıklı hücreler, kötü huylulardan daha önce etkilenir ve ölürler.Kemoterapi yada radyoterapi uygulanırken, alternatif ürünler adjuvan(destek) terapi olarak uygulanırsa, başarı şansının yüksek olacağı belirtilmektedir.Bu sitede ağırlıklı olarak kanserle alternatif mücadelede uygulanan ve diğer hastalıklara karşı kullanılan, ayurvedik ürünler tanıtılmaktadır. Tüm ürünler ayurvedik bitkilerden, Ayurveda yöntemleri ile üretilmiştir ve zararlı yan etkileri yoktur.Her sayfa genelde iki bölümden oluşmaktadır. Bririnci bölüm Carctol hakkında ki bilgileri, ikinci bölüm de ise, Genel bilgiler başlığı altında, Alternatif Kanser tedavisi ve kanser hakkında, olabildiğince pratik bilgiler bulacaksınız. Burada tanıtılan bitkisel ürünler, klasik tedavi ilaçları (kemoterapi ve radyoterapi) ile birlikte veya onlar olmadan alınabilir.Alternatif kanser ürünlerinin her hastayı iyileştireceği iddia edilemez. Ancak her hastanın savunma sistemini güçlendirerek hem hastalığa ve hemde kemoterapinin ağır yan etkilerine karşı verilen mücadelede aktif rol oynadığı ve dolayısıyla hastayı umutsuz ve bitkin olmaktan kurtardığı yadsınamaz bir gerçektir.Klasik tıp ile alternatif tıp arasındaki farkı belkide en iyi İngiltere'deki Bristol Kanser Merkezi'nin tıp direktörü Dr.Rosy Daniel'in şu sözleri özetlemektedir: '' Kanserde geleneksel (Klasik) tedavi yöntemleri hastalıktan arınmış dönemi uzatır, yaşam süresini uzatmaz. Öte yandan, alternatif tedaviler yaşam süresini uzatır. Aradaki fark gayet açık ve önemlidir. Geleneksel tıp yangını söndürür, alternatif tıp yangının yeniden çıkmasını engeller. En ideali, her ikisini birlikte uygulamaktır.''Başka kullananların söylediklerini görmek için lütfen tıklayın.Lütfen biraz zaman ayırarak, Himalaya Dağının eteklerinde yetişen bitkilerden özenle hazırlanan, bu alternatif antikanser ürünü, CARCTOL, hakkındaki bilgileri dikkatle okuyun, daha fazla bilgi istediğinizde bize yazın, ama lütfen dikkatle okuyun.Ayrıca her sayfanın alt bölümünde, genel bilgiler başlığı altında, verilen bilgileri de okumaya özen gösterin lütfen..Şu anda, hastalığı yenmemeniz için bir neden bulunduğuna inanmıyorum. Hele işin başındaysanız, bunu başaracağınızdan eminim..Bunu sağladığınızda bu site amacına ulaşmanın mutluluğunu yaşatacaktır hazırlayanlara. Sağlıklı ve mutlu yarınlara ulaşmamız dileğiyle. a.c.g-Ben bir tıp mensubu değilim. Ailesinin iki ferdini bu hastalıktan yitirmiş bir kişi olarak, amacım, insanlara bitkisel, Ayurvedik, ve diğer destek ürünleri hakkında derlediğim bilgileri ulaştırmaktır.