Türkiye'de Tüp Bebek Tedavisi Ucuz

TÜRKİYE’DE TÜP BEBEK UCUZ
Tüp bebek tedavisinin çocuğu olamayan her çifte uygulanamayacağını kaydeden Prof. Dr. Kadanalı, “Tüp bebek uygulaması bir tedavinin son aşamasıdır. Eğer çift yapılan tedavilerin ardından çocuk sahibi olamıyorsa klinik testlerin ardından tüp bebek tedavisi önerilebilir” dedi.

Türkiye’nin tüp bebek tedavisi ile 20 yıl önce tanıştığını belirten Prof. Dr. Kadanalı, şöyle konuştu:
“Doğu Anadolu Bölgesi’ndeki ilk tedavi ise 3 yıl önce başladı. Bu doğunun kronik şanssızlığıdır. Sanayi de dahil olmak üzere birçok alanda doğuya hizmet daha geç geliyor. Ancak Şifa Hastanesi tarafından kurulan Tüp Bebek Merkezi dünya standartlarındadır. Burada yaptığımız tedavilerdeki başarı oranımızla dünya standartlarını yakaladık. Ayrıca dünyada tüp bebek tedavisini en ucuz uygulandığı ülkelerin başında Türkiye’ye geliyor. ABD, İngiltere ve birçok Avrupa ülkesinde tüp bebek tedavisinin maliyeti yaklaşık 20 bin dolar iken Türkiye’de bu rakam 2 bin dolar civarındadır. Ayrıca sosyal güvenlik kurumları tüp bebek tedavisi masrafının büyük bir kısmını karşılamaktadır.”

Tüp Bebek Tedavisi Artıyor

Doğudatüp bebektedavisi artıyor.

ERZURUM - Doğu Anadolu Bölgesi’nin bu konudaki ilk ve tek merkezi olan Şifa Hastanesi Tüp Bebek Merkezi’nin Sorumlusu Prof. Dr. Sedat Kadanalı, tüp bebek tedavisi konusundaki ön yargıların kırılmaya başladığını söyledi.

Tüp Bebek Tedavi Merkezi’nin 3 sene önce kurulduğunu ifade eden Prof. Dr. Kadanalı, ilk yıl ayda 5 hasta kabul ederken, bu yıl ayda 50 hastanın merkeze müracaat ettiğini bildirdi. Prof. Dr. Kadanalı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İlk başlarda halkın tüp bebek konusunda büyük ön yargıları vardı. En çok tüp bebeğin ‘Haram mı yoksa helal mi?’ olduğunu soruyorlardı. Tüp bebek tedavisi yaptıran kadınlara ‘Nasıl yaptırırsın! Sen Müslüman değil misin?’ diye tepki gösteriyorlardı. Tüp bebeğin tüp içinde yapıldığını düşünüp merkezimizde tüp içindeki bebekleri görmek isteyenler dahi
çıktı. Bölge genelinde toplantılar düzenledik, broşürler hazırladık. İnsanlarımızın tüp bebek tedavisi konusunda bilinçlenmesini sağladık. Dini konularda ise tereddüt edenleri müftülüğün fetva hattına başvurmalarını tavsiye ettik.”

Vijinismus Tedavisi ve Tanı

Korku ve ağrı ile birlikte seksuel aktivitenin kaybı olarak tanımlanabilir. Bir çok kadın için ciddi bir problemdir. Fiziksel ağrı, giriş zorluğu ve psikolojik abartılmış ağrılar olabilir. İlişki korkusu, pubokoksigeal ve vajinanın alt 1/3 ünü saran kasların istemsiz kasılması bu duruma neden olabilir.

Primer vajinismusda kadın asla vajinal birleşme deneyimi gerçekleştiremez. Sekonder vajinismusda ise vajen-penis birleşmesini gerçekleştirebildiği halde ağrı ve kasılmalarla birlikte deneyim tam anlamı ile rahatca gerçekleşemez. Var olan bulgular; seksuel yetenekdeki azalma, hiç seksuel dokunuşun olmaması, kaliteli ve iyi seksuel deneyimin yaşanmaması, imajinativ orgazm eksikliği sayılabilir.

Bacak ve batın kaslarında ağrı , kasılma, korku, başarısızlık duygusu, utanç ve rezil olma hissini yaşarlar. Başarısız deneyimler olduğu gibi, jinekolojik muayene olamazlar, tampon kullanımı zorlaşır, servikal simir alınması imkansız hale gelir..

İster primer ister sekonder olsun, istemsiz kas spazmı asıldır.
Gebelik korkusu, ilişki sırasında acı duyma, ilişki korkusu gevşemeyi engelleyen nedenlerdir. Vajinismuslu bireyler vajinanın olması gerektiğinden daha küçük olduğuna inanırlar.

Tedavide;

Bilişsel-davranışçı yaklaşımı da içine alan hipnoterapi başarı sağlar. Özel egzersizlerle ve telkinlerle kasların gevşemesi ve vajinanın sistematik duyarsızlaştırılması sağlanır. Kadın vajinal kaslarının spazmını kontrol etmeyi öğrenir. Vajina içine parmak, tampon yada boyutu artan genişleticilerle alıştırma yaparlar. Kadın kendi başına bu kontrolu sağladıktan sonra eşiyle birlikte eğitime katılır ve çalışır. Takibinde kadının kontrolunde vajinaya penis girişi gerçekleşmiş olur.

Korkulardan veya geçmişde yaşanmış tacizlerden veya bilinçdışına itilmiş nedenlerden kaynaklanan vajinismuslar ise uygulanan duyarsızlaştırma ve parmak alıştırmalarına ağır aksak yanıt verir. Bu durumda hipnoterapi büyük bir artı sağlar.


Vajinismus tedavisinde;

1- Seksuel eğitim
2- Vajina kaslarının kontrolu
3- Seksuel anatominin kişisel keşfi
4- Kontrolun eşi ile birlikte paylaşımının öğretilmesi
5- Penis girişinin kadının kontrolu ile sağlanması
6- Penis girişinin kontrolunun eşine öğretilmesi ( transferi)
7- Korkularının araştırılıp çözümlenmesi

Uyguladığımız ana hedeflerdir…

Kaynak: http://www.vajinismustedavisi.com/vaginismus-tr.htm

Yüz Felci Tedavisi

√ Yüz Felci Ne Demektir:
Yüz hareketlerini (dudak, yanak, kaş,göz çevresi) yapmamızı yüz siniri (fasial sinir) aracılığı ile sağlarız. Beyinden gelen hareket emirlerini yüz siniri, yüz kaslarına ileterek istediğimiz hareketleri yapmamızı sağlar. Eğer beyindeki veya yüz sinirindeki bazı hastalıklar bu iletiyi engellerse yüz felci oluşur ve yüz hareketleri kısmen ya da tamamen ortadan kaybolur.
Yüz felci tıbbi olarak fasial paralizi olarak ismlendirilir.

√ Yüz Siniri Nerededir:
• Beyin ile beyin sapı arasında yüz sinirini oluşturacak lifler karışık bir şekilde gelir. Bu bölüm daha çok Nöroloji ile ilgilidir. Beyin sapından sonra yüz siniri kıvrımlı biryol izler. İç kulak yolundan geçerek, orta kulağında çevresini dolaşır ve kulak arkasından doğru birkaç dal halinde yüz kaslarına ulaşır. Yüz kaslarına ulaşmadan önce kulak önündeki tükrük bezinin içinden geçer. İç kulak yolundan geçerken işitme siniri ile birlikte bulunur. Yolu boyunca bazı dallar verir ve bu dallar çeşitli görevler yaparlar. Gözyaşı bezinin salgısını, çene altındaki tükrük bezlerinin salgısını ve dilin tat hücrelerinin görev yapmasını da yüz sinirinin dalları sağlar.

√ Yüz Felcinin Nedenleri Nelerdir:
• Yüz felci beyinle beyin sapı arasındaki veya beyin sapından yüz kaslarına kadar olan bölümdeki birçok hastalığa bağlı olarak gelişebilir. Beyin-beyin sapı arasındaki yüz felci nedenleri genellikle beyin kanamasına bağlıdır ve nöroloji bölümünde incelenirler. Bu nedenlerle oluşan yüz felcine merkezi yüz felci denir. Beyin sapından sonraki yüz siniri hastalıklarında oluşan yüz felcine ise periferik yüz felci denir.

√ Periferik yüz felci yapabilecek bir çok sebep vardır:
♪ Bell Paralizisi: En sık görülen yüz felci nedenidir. Nedeni aslında kesin değildir. Yüz sinirinin iç kulak çevresindeki bir bölümünde iltihap oluştuğu düşünülmektedir. Soğuk ve rüzgara maruz kalmanın etkili olduğu bilinmektedir.Sinirin fonksiyonunun kaybolması dışında bir bulgu yoktur. Başka nörolojik bulgu olmamasıyla teşhis konur. Genellikle tam olarak iyileşir.

♪ Ramsay-Hunt Sendromu: Virüslerin neden olduğu bir hastalıktır. Bell paralizisindeki bulgulara ilave olarak ağrı ve dış kulak yolunda bazı lezyonlar vardır. Tam iyileşme oranı Bell paralizisine göre biraz daha azdır.

♪ Orta Kulak İltihapları: Çocuklarda akut orta kulak iltihabı büyüklerde de kronik orta kulak iltihabı çevresindeki kemiği eriterek ya da mevcut açıklıklardan ulaşarak yüz sinirine ulaşabilir ve yüz felci yapabilir.

♪ Sistemik Hastalıklar: Şeker hastalığı, hipertansiyon, nörit(sinir iltihabı), vitamin eksikliği gibi vücudun diğer bölgalerinide ilgilendiren hastalıklar.

♪ Tümöral Hastalıklar: Yüz sinirinin kendisinde veya yolu boyunca geçtiği bölgelerdeki tümörler de yüz felci yapabilirler. Bu sinirler iyi ya da kötü huylu olabilirler. Yüz siniri, kaslara gitmeden önce kulak önündeki tükrük bezinin içinden de geçtiği için, bu tükrük bezi tümörleri de yüz felci yapabilir.

♪ Travmalar: Kulak çevresine veya yüze gelen travmalar (darbeler) yüz sinirini hasara uğratarak yüz felci yapabilirler.

♪ Ameliyatlar: Kafa içinde, kulakta veya tükrük bezinde başka sebeplerle yapılan ameliyatlar sırasında yüz siniri yaralanabilir.

√ Ne Gibi Belirtiler Olur:
Yüz sinirinin çalışmamasının en belirgin bulgusu yüz hareketlerinin azlması veya kaybolmasıdır. Kaş kaldırma, göz kapama, diş gösterme, gülme, yanak şişirme gibi hareketler bozulur. Bunun dışında gözyaşı azalması, tükrük salgısının azalması, tat duyusunun bozulması, gürültüye duyarlılık artışı gibi bulgularda bulunabilir. Yüz felcini yapan asıl sebebe göre ilave bulgular görülebilir.

√ Muayenede Ne Görülür:
Muayenede ilk göze çarpan hastanın yüz hareketlerini yapamamasıdır. En sık yüz felci nedeni olan Bell paralizisinde başka bulgu yoktur. Ancak diğer sebeplerde ilave bulgular olabilir. Bunlar arasında dış kulak yolunda lezyonlar, orta kulak iltihabı bulguları, diğer nörolojik bulgular sayılabilir. Orta kulak iltihabı veya bir orta kulak tümörü yoksa kulak muayenesi normal görülür.

√ Ne Gibi Tetkikler Yapılır:
En sık görülen Bell paralizisi için muayenede başka bir hastalıktan şüphelenilmiyorsa genellikle bir tetkik yapılmaz. Ancak tedavide verilen ilaçların yan etkisi olarak tansiyon ve şeker yükselmesi olabildiği için tansiyon ve açlık kan şekeri ölçümleri yapılabilir.

√ genel olarak yapılabilecek tetkikler şunlardır:
♪ Açlık kan şekeri, tansiyon, kolesterol ölçümleri
♪ Kafa içinde veya tükrük bezi tümörlerinden şüpheleniliyorsa bilgisayarlı tomografi veya manyetik resonans
♪ İşitme testleri
♪ Gözyaşı miktarının test edilmesi (schirmer testi)
♪ EMG
♪ Elektrofizyolojik testler adı verilen ve sinir ileti hızını yada sinirin hastalanma yüzdesini göstermeye yarayan testler (Bu testler özellikle tedavi için ameliyat düşünülüyorsa uygulanır).

√ Teşhis Nasıl Konur:
Yüz Felci teşhisi hastanın yüz hareketlerinin bozulduğunun görülmesi ile konur. Ancak önemli olan asıl sebebin ne olduğudur. Bunu araştırmak için şüphelenilen duruma uygun tetkikler yapılır ve bir hastalık bulunursa onun tedavisi yapılır. Eğer ilk muayene sırasında yüz felci dışında bir bulgu bulunmadıysa kan şekeri ve tansiyon ölçümleri yapılır ve Bell paralizisi olduğu düşünülerek tedaviye başlanır. İlaç tedavisi ile geçmeyen veye tekrar eden durumlarda özellikle bilgisayarlı tomografi veya manyetik resonans gibi tetkikler başta olmak üzere araştırmalar yapılabilir.

√ Nasıl Tedavi Edilir:
• Yüz felcinin tedaviside yine sebebe göre yapılır. Bell paralizisinde tedavi ilaç tedavisidir. Hastanın diğer hastalıkları izin verirse (tansiyon, şeker yüksekliği veya mide problemleri) kortikosteroidler ve B vitamini ilaçlar verilir. Buna ilave olarak mide için ilaçlar, göz kurumalarını önlemek için yapay gözyaşı veya antibiyotikli kremler verilir. Hastanın dikkat etmesi gereken durumlar olarak yüz kasları üzerine masaj yapılması, sıcak uygulamaları, yüz kaslarını hareket ettirmek için sakız çiğnenmesi sayılabilir. Ramsay-Hunt sendromunda ilave olarak virüslere karşı da ilaç verilir. Eğer yüz felcinin başka bir sebebi bulunursa bu hastalık ilaç ya da ameliyatla tedavi edilir. Bu tedaviler o hastalıkla ilgili bölümlerde anlatılmıştır. Örneğin iç kulak tümörleri veya kronik orta kulak iltihaplarına bağlı yüz felçleri ameliyat gerketiren hastalıklarken, akut orta kulak iltihabına bağlı yüz felci kulak zarını çizmek ve antibiyotik ile tedavi edilir.

√ Ameliyat Gerekli midir?:
• Yüz felcinin bazı sebepleri ameliyat gerektirir. Yukarıda da bahsedildiği gibi tümör (kafa içinde veya tükrük bezlerinde), kronik orta kulak iltihapları ameliyat gerektirir. Ancak genellikle ilaçla tedavi edilen Bell paralizisi gibi hastalıklarda bazen ameliyat gerektirir. Ne zaman ameliyat gerektiği kesinlik kazanmış bir konu değildir. Buna karar verirken ilaca ne derece yanıt alındığı, yüz felcinin derecesi, elektrofizyolojik testlerin sonuçları ve başlangıçtan beri geçen zaman dikkate alınarak karar verilir. Bu karar doktorunuz tarafından uygun şekilde alınacaktır.

√ Ne Gibi Ameliyatlar Yapılmaktadır:
• Yüz felci sebebine göre değişik ameliyatlar yapılmaktadır. İç kulak tümörlerinde kafa kemiklerini açarak ya da kulak arkasından girerek tümör çıkartılmaya çalışılır. Bazı iç kulak tümörlerinde henüz yüz felci gelişmemişse de ameliyat sonrası oluşabilir. Yüz sinirinden kaynaklanan bir tümör varsa tümörle beraber sinirin bir kısmıda çıkarılır. Geride kalan sinir kısmı onarılmaya çalışılır ancak bunu için bazen başka sinirleri yüz sinirleriyle birleştirmek gerekebilir. Kronik orta kulak iltihaplarına bağlı yüz felcinde orta kulaktaki iltihap temizlenir ve yüz sinirini saran kılıf açılarak iltihabın temizlenmesi sağlanır.

• Tükrük bezi tümörlerine bağlı yüz felcinde tükrük bezi ile beraber yine sinirin tümörle tutulan kısmıda çıkarılır. Bell paralizisi veya Ramsay-Hunt sendromundaki yüz felcinde ilaç tedavisinin sonucuna göre eğer ameliyat gerekirse genellikle yapılan işlem kulak arkasından girilerek sinire ulaşmak ve etrafındaki kılıfı açmaktır.

• Yüz sinirinin ilaçla ya da ameliyatla tedavi edilemeyeceği görüldüğünde bazı yardımcı ameliyatlar yapılır. Bunlar arasında başka sinirlerle hareket eden kasların yüze transferi, başka sinirlerin yüz sinirine birleştirilmesi, göz kapaklarına altın ağırlık yerleştirilmesiile gözlerin kapanmasının sağlanması gibi ameliyatlar yapılabilir.

√ Fizik Tedavi Gerekli midir?:
• Yüz kaslarına fizik tedavi yöntemlerinin uygulanması yüz sinirine yeniden fonksiyon kazandıran yöntemler değildir. Ancak özellikle uzun süren yüz felçlerinde yüz kasları hareketsizlikten güçsüzleşirler ve daha sonra yüz siniri çalışsa bile yüzde asimetri ve güç kaybı olabilir. Bu nedenle hastanın kendi kendine uygulayabileceği masaj ve sakız çiğneme dışında fizik tedavi uygulanması önerilmektedir

Bel ağrısı Tedavisi

Yetişkinlerin %80 inde, yaşamlarının bir döneminde önemli derecede bel ağrısı olmaktadır. Bel ağrısı, işgücü kaybına neden olan ve faaliyetlerimizi etkileyen sağlık sorunlarından birisidir. Belle ilgili zedelenmeler, işyerinde çalışanlar arasında görülen toplam yaralanma ve hastalıkların yaklaşık %20 sini oluşturmaktadır.Bel ağrısının önlenmesi amacıyla yaygın olarak uygulanan stratejiler, vücut formunun geliştirilmesine yönelik egzersiz, sırt mekaniği ve ağırlık kaldırma konusunda eğitim ve lomber desteklerdir (genellikle ek destek sağlamak üzere belin çevresine hafif bir elastik kuşak sarılması).Ancak bu önlemlerin etkinliği tam olarak bilinmemektedir. Bel ağrısına birkaç etken neden olabilir. Bunların başında zedelenmeler ve yaşlanmanın etkileri gelir. Bel ağrısı vakalarının çoğunluğunun önemli olduğu düşünülmemektedir ve bunlar, doktorun önereceği basit tedavilerle geçmektedir.BEL AĞRISININ ÖNLENMESİ :o Sırt kaslarınızın güçlü ve esnek olmasını sağlamak için düzenli egzersiz yapın.o Ağırlık kaldırırken, doğru teknikleri uygulayın (bütün cisimleri, vücudunuza yakın tutarak kaldırın ve bükülmekten, ileriye doğru eğilmekten ya da cismi kaldırırken uzanmaktan kaçının)o Uygun vücut ağırlığını koruyun ve sigara içmekten kaçınıno Ayakta dururken ya da otururken uygun pozisyonda olmaya dikkat edin.NE ZAMAN DOKTORA GİTMEK GEREKİR ?o Belirtiler şiddetliyse ve birkaç gün içinde geçmiyorsao Ağrı günlük etkinlikleri engelliyorsao Barsak ya da mesane kontrolüyle ilgili sorunlarınız varsao Kalça ya da rektum bölgesinde uyuşma hissediyorsanızo Bacağınızda güçsüzlük ya da uyuşma varsaBEL AĞRISI TEDAVİSİ SEÇENEKLERİ :İlaç : Hafif ila orta şiddette belirtileri olan kişilere asetaminofen, aspirin ya da ibuprofen gibi ağrı kesiciler yeterli olabilir.Sırta sıcak ya da soğuk uygulaması: Belirtilerin başlangıcını izleyen 48 saat içinde, her seferinde 5-10 dakika süreyle olmak üzere, sırtınıza soğuk su torbası (ya da buz torbası) uygulayabilirsiniz. Kırk sekiz saatten uzun süren belirtiler için, ağrıyı gidermek amacıyla bir sıcak su torbası uygulamayı ya da sıcak su banyosunu deneyebilirsiniz.Spinal manipülasyon : Bu tedavi sadece bu konuda uzman bir kişi tarafından uygulanmalıdır ve bazı vakalarda, belirtilerin ortaya çıktığı ilk ay içinde yararlı olabilir.AMELİYAT : Bel ağrısı vakalarının çoğunluğu, ameliyata gerek olmadan tedavi edilebilmektedir. Ameliyatın en sık rastlanan gerekçesi, disk kaymasına bağlı basınç nedeniyle sinirde ve bacakta oluşan ağrıdır.

Sinüzit Tedavisi

Kafatası içinde burun boşluğuna açılan bir kısım hava boşlukları vardır ki bunlara "sinüs" adı verilir. Burun iltihabının sinüslere geçmesi halinde ortaya çıkan rahatsızlığa ise "sinüzit" diyoruz. Sinüzite ayrıca burundaki şekil bozuklukları, polip, diş ve dişeti iltihapları da sebep olurlar. En sık rastlananı, üstçene ve alın sinüsleri iltihaplarıdır.Belirtileri:• İltihaplanan sinüsün üst kısmı şişer ve ağrı yapar.• Burun tıkanır, zor nefes alınır. • Baş ağrısı ve ateş yapar. DIKKAT: Tedavi edilmeyen sinüzit vakalarının ilerleyerek menenjit, beyin ve kemik iliği iltihabına sebep olabileceğini unutmayınız. Tedavi:• Tedavinin aslı iltihapların giderilmesini ve sinüs yollarının açılmasını hedef alır. • Buğuseptiller, sinüs ağızlarını açıp burun akıntısı temin etmede oldukça etkilidirler. • İltihap kurutmada ise antibiyotikler kullanılır. • Ağır vakalarda, sinüs ağızlarının delinip içlerinin temizlenmesi gerekebilir.

Burun kanaması Tedavi

Çocuklar oyun oynarken düşünmeksizin tehlikeli hareketler. yapar; bunun neticesi olarak sık sık kaza geçirirler. Burun kana­ması da bunlardan biridir. Eğer çocuk başını sert bir yere çarp­mamış ise fazla telaşlanmaya lüzum yoktur. Eğer kusma, baş ağ­rısı ve ahşkanlık dışı bir uyku hali görülürse beyin kanamasından şüphelenmeli ve çocuğu en kısa zamanda doktora götürmelidir.Yaşlı kimselerde, kendiliğinden ortaya çıkan burun kanamala­rı ekseriya "tansiyon yüksekliğine işaret eder. Böyle durumlarda mutlaka doktora görünmeli ve gerekli kontrollar yaptırılmalıdır.Bir darbe sonucu meydana gelen hafif burun kanamaları ekse­riya kendiliğinden (kanın pıhtılaşması sonucu) durur. Bir-iki daki­ka içinde durmayan burun kanamalarında aşağıda tarif edeceği­miz şekilde kanamayı durdurmaya çalışınız.Nasıl Yapılacak?• Baş ve işaret parmağınızla burun kanatlarını 4-5 dakika müddetle sıkınız.• Bu şekilde netice alamadığınız takdirde, bir pamuk parçası­nı parmak kahnlığında yuvarlayıp rulo haline getirdikten sonra üst dudağın altına yerleştiriniz. Üst dudaktan buruna doğru yap­tığınız bu tazyik, kanamada önemli rol oynayan ana damarı sıkış­tıracağından ekseriya iyi netice verecektir.• Yukarıdaki tetdbirler de bir fayda vermeyecek olursa; kaza­zedeyi bir sandalyeye oturtunuz. Burnunun üzerine soğuk suda ıs­latılmış temiz bir bez koyunuz. Biz buna "soğuk kompres uygula­ma" diyoruz. Kanama duruncaya kadar birkaç dakika ara ile be­zi değiştiriniz. (yeniden soğuk suda ıslatıp tekrar burun üzerine koyunuz). • Kanama durduktan sonra kazazedeye bir-iki saat için , burundan nefes almamasını tavsiye ediniz. Bu şekilde, teşekkül eden.pıhtı yerinden oynamamış ve kanama da yeniden başlama­mış olur.• Kanama bütün bu tedbirleri çaresiz kılacak derecede şiddet­li ise, doktor gelinceye veya doktora yetişinceye kadar kazazede­nin kanayan burun deliğine steril bir gaz bezi (tampon) tıkayınız. Bezin bir ucunu dışarıda (açıkta) bırakınız. Tampon burun deliği­ni tıkadıktan sonra, zorla ileri itmeye çalışmayınız.

Lazer Cilt Tedavisi


Lazerle Cilt TedavisiCildin lazerle tedavisi yeni ve çok etkili bir metot olup, birçok cilt rahatsızlıklarında uygulanır.

İnsan Derisinin Yapısı
İnsan derisi yandaki şematik resimde görüldüğü gibi birkaç tabakadan oluşmuştur. Gözle görünen en dış tabaka epidermis adını alır. Epidermisde birçok tabaka ve çok sayıda hücrelerden oluşmuştur. Epidermisin bazal tabakasında sürekli oluşan hücreler devamlı yenilenerek epidermisin en dış tabakasındaki hayatiyetini kaybeden hücrelerin yerini alırlar. Epidermisin altında dermis adı verilen tabaka yer alır. Bu tabaka kollagen doku ve damarlardan oluşmuştur. Epidermisin beslenmesi dermis tabakasındaki damarsal yapılar aracılığıyladır. Dermisin altında destek görevi gören deri altı yağ dokusu bulunur.
Hangi Hastalıklar Lazerle Tedavi Edilebilir?Prensip olarak bütün cilt hastalıkları lazer ile tedavi edilebilir. Günümüzde en çok aşağıdaki rahatsızlıklarda uygulanmaktadır;
Kapiller Hemanjiom, Telenjektaziler
Kahverengi, siyah ve mor benler
Pigment değişiklikleri
Güneş lekeleri, yaşlılık lekeleri
Siğiller
Kıllanmalar (Lazer Epilasyon ile)
Yaşlanma ile ilgili kırışıklıklar
Nedbe dokuları
Dövmelerin silinmesi Cilt Yenileme (Skin Recurfacing)Lazerle cilt yenileme estetik cerrahide yeni ve başarı ile uygulanan bir metot olup ilk olarak Amerika'da geliştirilmiştir. Lazerle cilt yenileme uygun lazer cihazı ile bilgisayar kontrolünde kırışıklıkları gidermek ve cildi tazelemek prensibine dayanır. Bu amaçla karbondioksit (CO2) lazer kullanılmaktadır. Lazerle cilt yenilemede en üstten çok ince bir tabaka kaldırılarak cildin düzleştirilmesi ve aynı zamanda özel bir teknikle kollagen dokunun gerginleştirilmesi sağlanarak kırışıklıklar yok edilir. Tedaviden sonraki günlerde lazer ile tedavi edilen ciltte yeni kollagen doku oluşumu ve daha genç, su tutma yeteneği yüksek hücreler oluşarak cildin tazelik ve gerginlik kazandığı görülür.




Göztepe Şubesi:
Fahrettin Kerim Gökay Caddesi Balcıoğlu Apartmanı No: 264 Daire: 5
Göztepe
Tel: 0216 411 81 61 - email: info_goztepe@dermacare.com.tr
Bakırköy Subesi:
Zuhuratbaba Mahallesi, Yücetarla Caddesi, No: 8/3 Dikilitaş
Tel: 0212 660 47 30 - email: info_bakirkoy@dermacare.com.tr
Nişantaşı Şubesi:
Vali Konağı Caddesi, Başaranlar Apartmanı, No: 111, Kat: 3 Daire: 9
Tel: 0212 232 32 48 - email: info_nisantasi@dermacare.com.tr
Fenerbahçe Şubesi:
Doktor Faruk Ayanoğlu cad. No: 20 Dirin Apt. D:5 Fenerbahçe
Tel: 0-216 337 11 66 - email: info_fenerbahce@dermacare.com.tr
Internet: http://www.dermacare.com.tr/

Erken boşalma tedavisi

Erken boşalmanın cinsel tedavisi ortalama 3 ay sürer. Bu süre içerisinde, başlangıçta daha sık olmak üzere, ortalama 6-8 terapi oturumu yapılır. Genellikle, başlangıçta 1-2 haftada bir, sonraları 3-4 haftada bir görüşme uygun olur. Bu ortalama değerler, vakanın durumuna göre değişiklik gösterebilir, azalabilir de, artabilir de. Cinsellikle veya ilişkiyle ilgili başka sorunlar da varsa, tedavi süresi de oturum sayısı da daha fazla olabilir. Başvurabileceğiniz resmi ve özel cinsel tedavi merkezlerini aravizyon.com'da 'Cinsel Sağlık Kuruluşları' bölümünde bulabilirsiniz.

Belsoğukluğu Tedavisi

Belsoğukluğu yakınmalarınız olduğunu düşünüyorsanız hemen bir doktora başvurmalısınız. Üroloji, kadın hastalıkları, deri ve zührevi hastalıklar, infeksiyon veya aile hekimliği uzmanları ya da bulunduğunuz yerdeki her pratisyen hekim sizi tedavi edecektir.

Nasır Tedavisi

Ayak bakımında nasırla mücadelenin en iyi yöntemi tamamen tıbbi müdahaledir. Asla kendi başınıza nasıra müdahale etmeye, çıkartmaya, yakmaya çalışmayın.
Acı çok fazlaysa, sadece bunu azaltmak için, uygulayabileceğiniz ilaç şudur:
-Zeytinyağı ya da tatlı bademyağı içinde ezilmiş sarımsakla kompres yapabilirsiniz.

Hemoroid tedavisi

Hemoroid tedavisinde yöntemler pek çok olup bunlar 3 grupta toplanabilir:
x - İlaç ve diyet ile yapılan, konservatif, yani medikal tedaviler,
x - Az invazif müdahale ile yapılan konservatif tedaviler ,
x - Cerrahi tedaviler.

Medikal Tedavi Yöntemleri ise:

1 - Ilık Su Oturma Banyosu
Anal bölgede cerrahi veya medikal her ne patoloji varsa, tedavide birinci ilke, düzenli ılık su oturma banyosu sıcak torba uygulaması yapmaktır. Ağrı durumuna göre, yaklaşık bir hafta süre ile günde, 3 ila 6 kez 20 - 30 dk. ılık suya oturmalı ve daima ılık su ile taharetlenmeli ve ardından, sıcak su torbası üzerine oturmalı. Böylece ağrı, ödem, şişlik ve iltihabi görüntü bir hayli geriler.

2 - Ağrı Kesiciler
Ağrı kesici kullanımı şarttır. Ağrı kesiciler tablet, iğne veya melhem şeklinde olabilir. Bunlar anal spazmı yumuşatır; ödemi, şişlikleri ve dolayısıyla ağrıyı hafifletir. Gerekirse ağrıyı tamemen gidermek için bir iki gün süre ile günde tek doz ağrı kesici iğne yapılmalı. Ağrıya asla izin verilmemeli, yoksa ağrı, spazmı ve iskemiyi, o da yeniden hemoroidal şişmeyi getirir.

3 - Hemoroid Melhemleri
Başta akut yani alevli durumlar olmak üzere; bütün hemoroilerde; müdahale yapılmış olsun veya olmasın; melhem kullanılır. Bunlar antiseptik, damar büzüştürücü, ağrı ve ödem ve kaşıntı giderici veya yumuşatıcı etkiler taşır. Melhem seçimi; şikayetlerin cinsine, hastalığın derecesine, muayene bulgularına göre değişir. Yanlış melhem kullanımları ile ciddi komplikasyonlar olmasa bile şifa gecikebilir. Örneğin üzeri zedelenmiş ve bu yüzden kanayan veya fissür veya fistül hastalığı olanlarda kortizonlu melhemler tedaviyi olumsuz etkiler veya melhemlerin bir kısmı; 2 haftadan daha uzun süre kullanılırsa allerjik kaşıntı ve çevrede sulanma yani medika mentoza yapabilirler. Yine uzun süre melhem kullanmak gerekiyorsa, yan tesiri olmayan, vazelinli, kortizonsuz melhemler tercih edilmeli. Akut, tromboze ve müdahaleli hemoroidlerde, genellikle enfeksiyon olduğu için tedaviye antibiotikli melhem de eklenmeli. Yoksa enfeksiyon; ödem, şişlik ve gerginlik dolayısı ile ağrının şiddetini arttırır ve portal venlerde nadir de olsa pileflebitis denilen ve barsaklardan karaciğere uzanan bir yaygın enfeksiyon riski oluşturabilir. Belirgin bir lokal enfeksiyon varsa, reçeteye bir de oral antibiyotik eklenmeli. Enfeksiyonun baş belirtisi ateş ve üşüme nöbetleri hemoroidlerde soyulma yaraları ve akıntılar ve şiddetli ağrıdır. Melhemler, hastaların ihtiyaç talebine göre günde 2 - 6 kez uygulanır. Uygulama, duruma göre kanülle veya parmakla olabilir. Melhemleri tercihen parmakla, anüs içine, masaj yaparak uygulanmalı. Böylece anal genişleme yapılmış yani spazm çözülmüş olur, yavaş yavaş ödem ve şişlik azalır. Spazm ve ödem çözülünce ağrılar da azalır. Özellikle tuvaletten sonra melhem kullanımı ihmal edilmemeli.

4 - Gaitanın yumuşatılması
ve Sayısının Azaltılması Hemoroidlerin ve fissürerin oluşması veya alevlenmesinde, gıdaların türü, gaitanın sertliği veya yapışkanlığı, kabızlığın veya sık sık dışkılamanın ve bazan da ishalin olumsuz etkileri olduğu için; ishal ve özellikle KABIZLIK mutlaka düzeltilmeli; tuvalete çıkış programlanmalı, düzene sokulmalı.

Kaynak: http://hastarehberi.com/dahiliye/dahili12/hemoroidlerintedavisi.htm

Tüp bebek tedavisi

ANKARA - Mevcut sisteme göre SSK’lı hastalar özel merkezlerden yararlanamazken, Genel Sağlık Sigortası’nın yürürlüğe girmesiyle özel-kamu ayrımı kalkacağı için Sosyal Güvenlik Kurumuyla anlaşmalı her merkeze başvurulabilecek. Mevcut sisteme göre 3 olan deneme sayısı 2’ye düşecek.

Anayasa Mahkemesi’nin bazı hükümlerini iptal ettiği Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun yürürlük tarihi değiştirilmediği takdirde 1 Ocak’tan itibaren uygulanacak 63. maddesi, evli olmakla birlikte çocuk sahibi olamayan genel sağlık sigortalısının kadınsa kendisinin, erkekse karısının yardımcı üreme yöntemiyle tedavisine ilişkin kuralları düzenliyor.Buna göre, şu şartların birlikte gerçekleşmesi halinde tüp bebek tedavisi, Kurumca karşılanacak: Tıbbi tedaviler sonrasında normal yöntemlerle çocuk sahibi olunamadığı ve ancak yardımcı üreme yöntemiyle çocuk sahibi olunabileceğinin, Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmet sunucularının sağlık kurulları tarafından tıbben mümkün görülmesi, 23 yaşından büyük, 39 yaşından küçük olunması, Son 3 yıl içinde diğer tedavi yöntemlerinden sonuç alınamadığının Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmet sunucularının sağlık kurulları tarafından belgelenmesi, Uygulamanın yapıldığı tıbbi merkezin, Kurum ile sözleşmesinin bulunması, En az 5 yıldır genel sağlık sigortalısı veya bakmakla yükümlü olunan kişi olup, 900 gün genel sağlık sigortası prim gün sayısının bulunması.Mevcut düzenlemeye göre 3 olan deneme sayısı yeni sistemde 2’ye, 40 olan yaş sınırı da 39’a düşecek.“SÖZLEŞMESİ OLAN HER KURUMA BAŞVURULABİLECEK”Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürü Sami Türkoğlu, mevcut sisteme göre Bağ-Kur ve Emekli Sandığı mensupları ile Yeşil Kartlıların tüp bebek tedavisi için özel sağlık kurumlarına başvurabildiğini, SSK’lıların ise sadece kamu sağlık kurumlarından yararlanabildiğini hatırlattı. Yeni sistemde kamu-özel ayrımının ortadan kalkacağını bildiren Türkoğlu, “Genel Sağlık Sigortası ile sağlık kuruluşları arasındaki kamu-özel ayrımı ortadan kalkacağı için bizim şartlarımızı ve verdiğimiz fiyatı kabul ederek sözleşme imzalayan her sağlık kurumuna başvurulabilecek” dedi. Türkoğlu, fiyatlandırma konusunda çalışmaların sürdüğünü, bu konuda bir rakamın henüz ortaya çıkmadığını bildirdi. DENEME SAYISI 3’DEN 2’YE DÜŞECEKTürk Jinekoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Bülent Tıraş, yeni sistemle tüp bebekte deneme sayısının 3’den 2’ye düşürülmesini eleştirerek, “Başarı şansı birinci denemede yüzde 50-55, ikinci denemede yüzde 70-75, üçüncü denemede ise yüzde 80-85’tir. Deneme sayısı ikiye düşürüldüğünde yüzde 10-15’lik bir kesimin gebelik şansı ortadan kalkar” dedi. Yeni sistemle yaş aralığının 23-39 olarak belirlenmesinin de yanlış olduğunu savunan Tıraş, “18 yaşında evlenen ve eşinde hiç sperm olmayan bir kadının çocuk sahibi olabilmesi için mutlaka tüp bebek yöntemine başvurması lazım. Ama bu çift çocuk sahibi olabilmek için 4 yıl beklemek zorunda kalacak” diye konuştu. Normal yolla bebek sahibi olamayan kadınların tüp bebek yöntemiyle 43 yaşına kadar anne olabileceğini, ancak bu şansın 37 yaşından sonra ciddi olarak azaldığını anlatan Tıraş, “Yaş sınırı neden 37 değil de 39 oldu, hangi kriterler göz önüne alınarak 40’dan 39’a düşürüldü belli değil. Bu tür düzenlemeler bilimsel gerçekler göz önüne alınarak yapılmalıdır” görüşünü savundu. SSK’lıların tüp bebek tedavilerinin, kamu hastanelerine başvurmak koşuluyla yaklaşık bir yıldır kurumca karşılandığını hatırlatan Tıraş, “SSK’lılar bir yıldır üvey evlat muamelesi görüyordu. Diğer kurum mensupları özel merkezlere başvurabilirken SSK’lıların bu haktan yararlanmaması yanlıştı. Dünyada tüp bebek tedavileri özel merkezlerde yapılıyor. Ayrıca geri ödeme kurumlarının bu işlem için ödediği bin 250 YTL de yeterli değil. Bir nevi sübvansiyon. Bu tutar artırılmalıdır” dedi. RUHSATLI TÜP BEBEK MERKEZLERİTüp bebek yöntemi normal yollardan çocuk sahibi olamayan çiftler için umut haline gelirken, üremeye yardımcı merkezlerin sayısı da her geçen gün artıyor. Sağlık Bakanlığından ruhsatlı merkezlerin sayısı son 6 ayda 78’den 84’e yükselirken, yeni merkezler İstanbul, Bursa, Adana ve Gaziantep gibi büyük illerde açıldı. 84 merkezin 63’ü özel, 21’i ise kamuya ait. İstanbul’da 26’sı özel, 6’sı kamu olmak üzere toplam 32, Ankara’da 8’i özel 7’si kamu olmak üzere toplam 15, İzmir’de ise 5’i özel, 2’si kamu olmak üzere toplam 7 merkez bulunuyor.Üremeye yardımcı merkezlerin illere göre dağılımı şöyle: İstanbul (32), Ankara (15), İzmir (7), Bursa (6), Adana (5), Antalya (3), Kayseri, Konya ve Gaziantep (2’şer), Denizli, Diyarbakır, Erzurum, Eskişehir, Kocaeli, Malatya, Sakarya, Samsun ve Trabzon (1’er).“BAŞARI ORANI SORGULANMALI”Tıraş, Sağlık Bakanlığının ciddi bir ruhsatlandırma politikası olduğunu ifade ederek, “Tüp bebek sahibi olmak isteyenler başvuracakları merkezin ruhsatlı olup olmadığına dikkat etmeli” dedi. Bu çiftlerin ayrıca merkezdeki hekim ve embriyologların üremeye yardımcı tekniklerin eğitimini alıp almadığını ve merkezin başarı oranını da sorgulamalarını isteyen Tıraş, ekipte bulunan hem hekim hem de embriyologların iyi yetişmiş olması gerektiğini vurguladı. İyi bir tüp bebek merkezindeki fiziki ve teknik alt yapının da yeterli olması gerektiğini anlatan Tıraş, nitelikli bir merkezin ayda en az 50 uygulama yapması, eve bebek götürme oranının ise yüzde 35’in altında olmaması gerektiğini söyledi.

Kekemelik Tedavisi

Kekemelik, çocuklarda genellikle okul öncesi yaşlarda,konuşmaya başladıktan sonra ortaya çıkan bir uyum ve davranış bozukluğudur.Çocuk ilk aylarda çok güzel konuşurken yaşadığı bir olaydan sonra takılarak konuşmaya,kekelemeye başlar. Kekemelik, eğer herhangi bir organik bozukluğa bağlı değilse, psikolojik kökenlidir. Psikolojik kökenli olmayan kekemelik ve konuşma problemleri bir uyum ve davranış bozukluğu olarak kabul edilemez.Kekemelik çocuklarda 2-2,5 yaşlarından 12,5-15 yaşlarına kadar ortaya çıkabilen bir uyum ve davranış bozukluğudur.Ergenlik döneminden sonra gençlerin kekeme olma ihtimali azalmaktadır. Genellikle,çocuklarda ve 2-5 yaşları arasında ortaya çıkan kekemeliğin farklı sebepleri vardır.Bu sebepler çok çeşitli olmakla birlikte aşağıdaki gibi 4 ana başlıkta özetlenebilir.-Travmatik yaşantılar ve korkular- Yangın, deprem,sel gibi afetler- Hayvandan korkma ( genelde kedi ve köpek)- Tüp patlaması, bina çökmesi gibi olaylar- Trafik kazaları- Ateşli hastalık ve ameliyatlar- Bir kavgaya tanık olma- Sesle korkutulma- Kardeş kıskançlığı- Kekeme birini taklit etme
Aile içi sorunlar
- Evdeki kavgalar ve huzursuzluklar- Çocuğa uygulanan şiddet- Anne-baba arasındaki şiddet
Kayıp ve ayrılık
- Aile fertlerinden birinin ölümü- Boşanma nedeniyle anne-babadan ayrılma- Ani seyahatler nedeniyle ayrılık- Evcil hayvanın ölümü veya hayvandan ayrılmaHatalı anne-baba tutumları- Baskıcı, aşırı disiplinli aile tutumları- Aşırı koruyucu aile tutumları- Alaycı, aşağılayıcı aile tutumları
Psikolojik kökenli kekemeliklerin bir kısmı geçicidir, bir kısmı ise ergenlik dönemine kadar devam eder, bir kısmı ise 20 yaşlarından sonra azalır Ancak dönem dönem yeniden ortaya çıkar. Çocukluk döneminden sonra devam eden kekemelikler stres, kaygı ve heyecan nedeniyle zaman zaman artabilir. Çocuklarda da, kekemelik sürekli olmayabilir; kaygı ve heyecanla zaman zaman artabilir, bazen kısa sürelerle de olsa tamamen ortadan kalkabilir.Çocuklarda görülen psikolojik kökenli kekemelik, çocuğun çevresindeki kişilerin yanlış tutumlarıyla iyice kuvvetlenebilir ve pekişebilir. Anne-baba bu konuda dikkatli davransa bile, çocuğun etkileşimde olduğu diğer aile bireyleri, okul arkadaşları, öğretmenleri ve komşuların yaptığı hatalar nedeniyle çocuğun kekemeliği artabilir veya kekemelik nedeniyle başka sorunlar ortaya çıkabilir. Kekemelik nedeniyle ortaya çıkabilen diğer sorunlardan bir kaçını şöyle ifade edebiliriz;
- Özgüven eksikliği- Başarısızlık kaygısı-Çeşitli korkular- Okul başarısızlığı -İçe dönük olma- Değersizlik hissi - Depresyon
Bu nedenle, ailelerin, kekemeliğin kendiliğinden geçmesini beklemeleri doğru değildir. Kekemelik kendisi bir sorun olmanın ötesinde, yeni sorunlara da sebep olabildiği için, anne-babaların en kısa zamanda bir uzmandan yardım almaları gerekir. Aileler gittikleri uzmandan, yalnız kekemeliğin tedavisi için değil, kekeme çocuğa karşı tutumlar ve kekemeliğe bağlı gelişebilecek yeni sorunların önlenmesi için yapılması gerekenlerle ilgili de yardım almalıdırlar.
Kekemelik bir hastalık değildir.Uyum ve davranış bozukluğudur.Kekemelikte genetik yapının etkin olduğunu görmek mümkün. Bir ailede kekeme varsa o ailedeki çocukların kekeme olma ihtimali yüksektir.Genetik yatkınlığın kekemelikte % 60-70 civarında etkin olduğu tahmin ediliyor.Örneğin;Erzurum,Erzincan gibi şehirlerimizde deprem olma ihtimali yüksektir.Çünkü bu illerimiz depremin fay hattı üzerinde bulunuyorlar.Fay hattı buralardan geçiyor.İşte kekemelerle kan bağı olan kişilerin kekeme olma ihtimali yüksektir.Onların genetik yapısından da kekemeliğin fay hattı geçiyor diyebiliriz.Eğer çocuk çok güzel,huzurlu,mutlu bir ortamda büyürse kekeme olmayabilir.Ama korku,şiddet,baskı,değersizlik hissinin hakim olduğu bir ortamda yaşarsa kekemelik ortaya çıkabilir.Öksüren birini görsek ne deriz? ;Bu adam üşütmüş,grip olmuş,nezle olmuş,soğuk almış deriz. Nasıl ki öksürük bir hastalık değilse grip,nezle,soğuk algınlığı gibi hastalıkların dış belirtisi ise kekemelik de hastalık değil,içimizdeki korku psikolojisinin dışa yansıma şeklidir.Tedavi sürecinde kekemenin korku ve kaygılarını yenmesini onlarla mücadele etme yollarını öğrenmesini sağlamalısınız.Terapistin muhakkak insan psikolojisinden anlayan yani psikoloji eğitimi almış olması gerekiyor.
KEKEMELİK TEDAVİSİ VE SÜRESİ
Bizim uyguladığımız yöntemimiz bütüncül bir özelliğe sahiptir.Kekemeliğin üç saç ayağı vardır.Bu ayaklar ortadan kaldırılmadığı müddetçe kekemelik devam eder.Bu ayaklar:a-Düşünce ayağı:Kekeme yabancı bir ortama gidince,kalabalıkta,sınıfta,gergin olduğu zaman hep şöyle düşünür. “ ya takılırsam.ya bana gülerlerse.mahcup olursam.konuşamazsam” diye negatif düşünür.Negatif düşünce=Negatif davranış.Yani ‘takılacağım’ diye düşünen biri muhakkak takılır.Biz ilk aşamada “kognitif (bilişsel) terapilerle” ve hipnozla kekemenin bu negatif düşüncesini değiştirmeye çalışıyoruz.Bu işleme “düşünce kontrolü” diyoruz.b-Nefes ayağı:Kekemeler sakin olduklarında,yalnızken çok güzel konuşurlar.Şarkı-türküyü gayet rahat söylerler.Bunları söylerken takılmazlar.Ama korktuklarında,yabancı bir ortamda,gergin olduklarında,heyecanlanınca aniden takılırlar.Aynı dil,aynı boğaz,aynı çene,aynı gırtlak…Yani organik,fiziksel bir bozukluk yok…Neden takılıyorlar öyleyse?Bunun sebebi nefes alış-verişiyle ilgilidir.Kekeme;sakinken,şarkı türkü söylerken kendi nefesini çok rahat kontrol eder.Kontrol tamamen kendi elindedir.Ama korku ve heyecan anında bu kontrolü “hıııııık” diye bir iç çekmeyle kaybeder.Nefes alış-verişindeki ritim bozulur.Kısaca kekemelerin konuşurken nefes alış-verişleri düzensizdir.Biz kekemeye “davranışçı terapilerle” normal insanlar gibi nefes kontrolünü öğretiyoruz.Bu işleme de “nefes kontrolü” diyoruz.c-Hız ayağı:Kekemelerin yaklaşık % 90’ı çok hızlı konuşur.Konuşma hızı ile düşünme hızı normal insanda paralel giderken kekemelerde her zaman konuşma hızı önde gider.Bir süre sonra kekeme ne söyleyeceğini bilemez ve takılır kalır.Yine “davranışçı terapilerle” kekemeye hızını kontrol etmeyi kazandırıyoruz.Türkiye’de bir çok merkezde bu ayaklardan yalnızca birini ortadan kaldırılmaya çalışılıyor.Kısmi olarak ilerleme kat etseler de kekeme bir süre sonra eskisi gibi oluyor ve geriye dönüyor.Bizim terapilerimize katılan bir kekemenin yeniden geriye dönmesi çok zor bir ihtimaldir.Bu üç ayağı kırılan kekemelik bir daha doğrulamaz.
Tekniğimiz kendi buluşumuz.(ŞAHER TEKNİĞİ)…2 günlük,15 günlük ve 30 günlük seanslardan oluşuyor.Zamanı olmayan,işi yoğun olan genellikle üniversite mezunu doktor,hakim,öğretmen,yönetici,genel müdür gibi kekemeleri 2 günlük seanslara alıyoruz.Belirli aralıklarla kontrole çağırıyoruz.2 günlük seansımıza katılan kekemelerin kekemelikten kurtulma oranı % 70 civarında…Yine zamanı sınırlı olan lise ve üniversite mezunu kekemeleri de 15 günlük seansa alıyoruz.15 günlük seansa katılan kekemelerin kurtulma oranı % 85 civarında…Zaman konusunda sıkıntısı olmayan ilkokul,ortaokul,lise,üniversite mezunu kekemeleri ise 30 günlük seansa alıyoruz…30 günlük seansa katılan kekemelerin de kurtulma oranı % 95’in üstü…1-Kekeme ilk geldiğinde yoğun olarak kognitif (bilişsel) terapilere alınarak olumsuz düşüncelerinden kurtarılıyor.Bu aşamada kekemeye otohipnozu (kendi kendini hipnoz etme) öğretiyoruz.Kekeme rahatlamak istediğinde evinde,iş yerinde 15 dakikalık bir otohipnoz seansına girerek rahatlıyor.2-İkinci aşamada davranışsal terapilerle kekemenin istenmeyen davranışları değiştiriliyor.3-Üçüncü aşama kekeme gevşemeyi öğreniyor.4-Dördüncü aşamada kekeme nefesini,ses tellerini,gırtlağını kontrol etmeyi başarıyor.5-En son beşinci aşamada kekeme güzel konuşmaya geçiyor.Tedaviye başlayan kekeme günlük 4-5 saatlik seanslara alınıyor.Bireysel ve grup terapileriyle kekemenin özgüveni gelişiyor.Bütüncül bir terapi uygulanıyor süreç boyunca…
Biz kekemeliği kendi içinde 5’e ayırıyoruz:a-düşünce kekemeliğib-nefes kekemeliğic-hız kekemeliğid-gırtlak kekemeliğie-kelime kekemeliği…
Tedaviye gelen kekemenin kekemelik şekline ve şiddetine göre bir terapi proğramı hazırlıyoruz.Başarı için ilk ve tek şartımız kekeme tedaviyi istemeli ve bizim talimatlarımıza uymalı.Bizi dinleyen kurallarımıza uyan her kekeme muhakkak iyileşir.Yeter ki yapsın.Uymayacak olanın da boştan yere gelip para vermesine gerek yok.Çünkü iyileşmez.Ayrıca bizim tekniğimizde uzatma,kısaltma yoktur.Günlük konuşma şeklinizle konuşuyorsunuz.
KİMLER TEDAVİ EDİLEMEZ
Biz her gelen insanı terapiye almıyoruz.- 9 Yaşın altındaki çocukları- Okuma-yazma bilmeyenleri- Zeka geriliği olanları- 80 Yaşın üstündekileri tedaviye almıyoruz.Bu saydıklarımızın dışında kalan her insan kesinlikle iyileşebilir.Her iş bir emek,çaba,gayret ister.Bu terapide bunları gerektiriyor.
HERKES KEKEMELİĞİ TEDAVİ EDEBİLİR Mİ?
Hayır…Hayır…Hayır…Kesinlikle her insan kekemeliği tedavi edemez.Çünkü kekemelik çok yönlü psikolojik bir sorundur. Tedavisi çok kolay ve basit değildir.Size gelen kişinin kekemeliğini ortadan kaldıracaksınız,ona özgüven,özbilinç sağlayacaksınız.Yeniden sosyalleşmesi için onu psikolojik olarak destekleyeceksiniz.Yani kekemenin yalnızca dilini değil,diliyle birlikte bozulan duygularını,düşüncelerini,davranışlarını değiştireceksiniz.Onu motive edeceksiniz.Bunu uzman olmayan birinin yapması mümkün değil.Bunu yapmak içinde bir insanın muhakkak psikolog,psikiyatrist yada konuşma terapisti(üniversite diplomalı) olması gerekir.Çünkü ne olduğu belli olmayan bir kursa gidip,birkaç gün eğitim alan “konuşma terapistiyim” diye geçinen insanlar var.Son yıllarda Türkiye'nin değişik yerlerinde konuşma bozuklukları merkezlerinin açıldığını görüyoruz. Çalışanların kimi mühendis, kimi işletmeci, kimi iktisatçı...Hatta bazıları üniversite öğrencisi bazıları ise lise mezunu .Kardeşim günah…Yazık…Ayıp...Yaptığınız iş ahlaki değil…Para kazanmak için kekemelerin duyguları ile oynamayın.Yaptığınız iş bir kasabın ameliyat yapmasına benzer. Bu ve buna benzer merkezlerden gelen kekemelerin iyileşmeme düşüncesini değiştirmemiz aylarımızıalıyor.Kekeme ben filanca yere gittim, iki ay tedavi gördüm,banaiyileşeceğimi söylediler ama iyileşmedim, ben demek ki iyileşmemdüşüncesine kapılmış.İnancını kaybediyor. İnanç olmadaniyileşme olmaz. Ayrıca bu işi sırf ticari düşünceyle yapan insanlar var.CD satan insanlar var bu ülkede…Sihirli cd’ler…Al kurtul…Mümkün değil…Sevgili kekeme kardeşim;Kimin yanına gidersen git ama lütfen orada çalışan kişilerin uzmanlık alanını,diplomasını,mezun olduğu üniversiteyi soruver.Sor ki sende diğerleri gibi sonra pişman olmayasın. Bu işi insan psikolojisinden anlamayanların,bu işlerin uzmanı olmayanların yapması cinayettirdiyoruz. Ancak psikolog,psikiyatrist ve konuşma terapisti kekemelik tedavisini yapabilir.Türkiye'deki yasal boşluktan faydalanıp konuşma bozukluğu merkezi açan kişiler size faydadan çok zarar verirler. Bu tür merkezlere gidenlerde geçici,birkaç haftalık düzelme görülmekle birlikte sonraları kekemelik yeniden ortaya çıkmaktadır.Şu anda Türkiye’de en popüler olanı uzatarak konuşma tekniğini uygulayan merkezler…Bu teknik 1970 yılında ortaya çıkan ama sonradan işe yaramadığı için terk edilen bir tekniktir.Çünkü tekniğin kendisi bir konuşma bozukluğudur.Tekniğin özelliği şu: “Ağızdan çıkan ilk kelimenin ilk hecesinin sesli harfini uzatacaksın”.Örnek;Meeeerhaba…Naaaaasılsın…Aaaaaadın ne? v.b…Gidip bir yığın para vermeyin.Alın uygulayın.Bu teknikle tedavi gören bazı insanlarda kısmi iyileşme olsa bile birkaç ay sonra eskisinden daha kötü olur kekeme.Hatta bu tür merkezlere gittiğinizde size bazı kişileri iyileşti diye gösterirler.Evet 10 kişiden biri birazcık düzelmiştir size o düzeleni gösterirler.Düzelmeyenleri göstermezler.Bu teknikle iyileşme oranı yüzde % 10 bile bulmaz.Bu teknikle çalışan merkezler İstanbul,Ankara,İzmir,Adana,Malatya,Diyarbakır,Şanlıurfa,Batman,Erzurum gibi illerimizde maalesef hala faal durumdalar.Eğitim merkezleri olarak faaliyet gösteriyorlar.Bilgisayar destekli denmesi de işe ayrı bir hava katıyor.Bu tür merkezleri vurgulamamızın sebebi insanlara zarar vermesidir.Rakip olarak yada muhatap olarak almamızdan değil.
BARINMA:
Dışarıdan gelen kekemeler için İzmit merkezde lojman hizmetimiz bulunmaktadır. Kalma konusunda sıkıntı çekmezsiniz.
kaynak: http://www.sonumut.com.tr/kekemelik.asp

Kısırlık Tedavisi

Kısırlık tedavisine başlamadan önce kadın ve erkeğin ayrıntılı bir şekilde araştırılıp altta yatan nedenlerin ortaya çıkarılması gerekir. Bu araştırmalar sırasında önceden farkedilmemiş bazı hastalıklar ve yapısal değişiklikler de ortaya çıkabilmektedir. Bu araştırmalar ayrıca her çift ile durumlarını ve beklentilerini tartışıp bilgilendirme yönünden önemlidir. Kısırlık, bazı yörelerde sadece kadına ait bir sorun gibi kabul edilmektedir. Oysa, asıl neden kadından, erkekten veya her ikisinden de kaynaklanabilir. Bazen, görünürde herşeyin normal olduğu çiftlerde bile gebelik oluşmayabilir. Yapılacak tedaviler ise nedenlere göre planlanır. Bazen, başka bir hastalık kısırlığa neden olabilir ve bu durumun tedavisi ile kısırlık durumu ortadan kalkar.

Klasik tedavi yöntemleri dışında kullanımı gittikçe yaygınlaşan tüp bebek, veya tıbbi adıyla IVF “İn Vitro Fertilizasyon” 1970’li yılların sonlarında denenmeye başlandı ve ilk defa İngiltere’de 1978 de Louise Brown’ın doğumu büyük bir değişimin ilk habercisi oldu. Tüm dünyada tüp bebek uygulamaları hızla arttı, 1994-1995’li yıllardan itibaren dünyada uygulanmaya başlayan icsi veya mikroenjeksiyon yöntemi tüp bebek te bir çığır açtı. Tüp bebek ilk yıllarda daha ziyade rahim kanalları (fallop tüpleri) kapalı kadınlarda uygulama alanı bulurken zaman içinde kanalları kapalı olmayanlarda da uygulanmaya başlandı. İlk yıllarda laboratuar ortamları ve embryo geliştirmek için kullanılan sıvı ortamlar gelişme aşamasında olduğu için gebelik başarısı çok yüksek değildi. Mikroinjeksiyon un uygulanmaya başladığı yıllardan itibaren eşzamanlı olarak embriyoloji laboratuar şartlarında da çok hızlı gelişmeler oldu ve gebelik oranları hızla arttı. Sperm sayısı çok az olan, hatta sperm analizinde hiç hücre bulunmayan ve azospermi dediğimiz erkeklerde gebe kalma şansı hemen hiç yokken, günümüzde icsi yöntemi ve testislerden sperm elde etme yöntemleri (tese, tesa, pesa, mesa, mikrotese) ile bu çiftlerde de çocuk sahibi olma şansı doğdu. Böylece, ülkemizdeki önemli bir sosyal soruna da tüp bebek yöntemleri ile sağlıklı çözümler sunulabildi.
Bu gelişmeler yanında, belki daha da önemlisi, ivf çalışmaları, tıpta özellikle embryoloji, moleküler biyoloji, genetik, yeni ilaçların geliştirilmesi, hastalıkların tedavisi gibi konularda araştırmaların yapılmasında itici rol oynadı. Bazı kavramların, görüşlerin değişmesine yol açtı. Bununla bağlantılı olarak, genetik geçişli hastalığı olan çiftlerde embriyo biyopsisi yapılarak sağlıklı embriyo seçimi ile sağlıklı çocuk sahibi olma imkanı elde edildi. Günümüzde, ayrıca, fazladan elde edilen embryoların dondurularak tekrar kullanımı mümkün olmaktadır. Kök hücre araştırmaları ve bu hücrelerin çeşitli hastalıklar için kullanılması imkanı tüp bebekteki gelişmelerle paralellik göstermektedir. Embryo üzerinden elde edilen bilgiler kanser hastalıklarının araştırma ve tedavisine kaynak olmaktadır. Hayvan ve bitkilerle ilgili araştırmalarda da, gıda sektöründe de genetik bilim dalı önemli gelişmelere gebedir.

Vajinismus tedavisi

Korku ve ağrı ile birlikte seksuel aktivitenin kaybı olarak tanımlanabilir. Bir çok kadın için ciddi bir problemdir. Fiziksel ağrı, giriş zorluğu ve psikolojik abartılmış ağrılar olabilir. İlişki korkusu, pubokoksigeal ve vajinanın alt 1/3 ünü saran kasların istemsiz kasılması bu duruma neden olabilir.

Primer vajinismusda kadın asla vajinal birleşme deneyimi gerçekleştiremez. Sekonder vajinismusda ise vajen-penis birleşmesini gerçekleştirebildiği halde ağrı ve kasılmalarla birlikte deneyim tam anlamı ile rahatca gerçekleşemez.

Var olan bulgular; seksuel yetenekdeki azalma, hiç seksuel dokunuşun olmaması, kaliteli ve iyi seksuel deneyimin yaşanmaması, imajinativ orgazm eksikliği sayılabilir.

Bacak ve batın kaslarında ağrı , kasılma, korku, başarısızlık duygusu, utanç ve rezil olma hissini yaşarlar. Başarısız deneyimler olduğu gibi, jinekolojik muayene olamazlar, tampon kullanımı zorlaşır, servikal simir alınması imkansız hale gelir..

İster primer ister sekonder olsun, istemsiz kas spazmı asıldır.

Gebelik korkusu, ilişki sırasında acı duyma, ilişki korkusu gevşemeyi engelleyen nedenlerdir.

Vajinismuslu bireyler vajinanın olması gerektiğinden daha küçük olduğuna inanırlar.

Tedavide;
Bilişsel-davranışçı yaklaşımı da içine alan hipnoterapi başarı sağlar. Özel egzersizlerle ve telkinlerle kasların gevşemesi ve vajinanın sistematik duyarsızlaştırılması sağlanır. Kadın vajinal kaslarının spazmını kontrol etmeyi öğrenir. Vajina içine parmak, tampon yada boyutu artan genişleticilerle alıştırma yaparlar. Kadın kendi başına bu kontrolu sağladıktan sonra eşiyle birlikte eğitime katılır ve çalışır. Takibinde kadının kontrolunde vajinaya penis girişi gerçekleşmiş olur.

Korkulardan veya geçmişde yaşanmış tacizlerden veya bilinçdışına itilmiş nedenlerden kaynaklanan vajinismuslar ise uygulanan duyarsızlaştırma ve parmak alıştırmalarına ağır aksak yanıt verir. Bu durumda hipnoterapi büyük bir artı sağlar.


Vajinismus tedavisinde;

1- Seksuel eğitim
2- Vajina kaslarının kontrolu
3- Seksuel anatominin kişisel keşfi
4- Kontrolun eşi ile birlikte paylaşımının öğretilmesi
5- Penis girişinin kadının kontrolu ile sağlanması
6- Penis girişinin kontrolunun eşine öğretilmesi ( transferi)
7- Korkularının araştırılıp çözümlenmesi

Uyguladığımız ana hedeflerdir…

Kaynak: http://www.vajinismustedavisi.com/vaginismus-tr.htm

Horlama Tedavisi

CERRAHİ TEDAVİ: Yumuşak damağa yönelik cerrahi müdahaleyi içerir. 1 yıl sonra tekrar nüks etme ihtimali %50’dir.
CERRAHİ OLMAYAN TEDAVİ: Her gün geceleri 6 saat süreyle takmak şartıyla takılıp çıkarılabilen her bireye özgü olarak hazırlanan özel bir ağız içi protezleriyle ( horlama protezi) kalıcı olarak tedavi edilebilir. Başarı şansı %95’dir.